Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
Bazı çocuklar bir türlü yerinde duramaz. Ödevin başına oturur oturmaz aklı başka yere kayar, öğretmenin söylediği üç şeyden ikisini unutur, sırasını beklemekte zorlanır, aklına geleni hemen söyleyiverir. Ev de okul da bu tempoya yetişmekte yorulur. Böyle bir çocuğun ailesi çoğu zaman "Biz yanlış mı yaptık?" diye kendini sorgular, çevreden de "Şımartmışsınız" ya da "Biraz sıkı tutsanız düzelir" gibi sözler duyar. Oysa bu çocuklarda çoğunlukla söz konusu olan tablo bir yaramazlık ya da terbiye eksikliği değildir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (kısaca DEHB), gelişmekte olan beynin "fren" ve "yön verme" sistemlerinin biraz farklı çalışmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Bu bölümde DEHB'nin ne olduğunu, sıradan çocukluk hareketliliğinden nasıl ayrıldığını ve aile olarak neler yapabileceğinizi sıcak bir dille anlatacağız.
Beynin fren sistemi
Beynimizin ön tarafında, planlamayı, sabretmeyi, dikkati toplamayı ve duyguları dengede tutmayı yöneten bir bölge vardır. Bu bölge bir orkestra şefi gibidir; hangi sesin ne zaman çıkacağını, ne zaman susulacağını ayarlar. DEHB'li bir çocukta bu şef, bagetini biraz geç sallar; susması gereken sesleri zamanında susturmakta zorlanır. Yani sorun çocuğun istememesi ya da inat etmesi değildir; "dur ve düşün" komutunun beyinde biraz daha zor işlenmesidir. Bunu anladığımızda çocuğa bakışımız da değişir: onu suçlamak yerine, ona ihtiyaç duyduğu desteği vermeye başlarız.
Dikkat eksikliği aslında ne demek
DEHB'de en çok yanlış anlaşılan konu dikkat konusudur. "Dikkati yok" derken çoğu ailenin aklına gelen soru şudur: "Peki tabletle saatlerce nasıl oynuyor?" Aslında bu çocukların dikkati tümüyle yok değildir; dikkatlerini istedikleri yere yöneltmekte ve orada tutmakta zorlanırlar. Sevdikleri, hızlı ve heyecanlı bir oyun karşısında fazlasıyla odaklanabilirler. Asıl güçlük; sıkıcı, tekrar eden ya da zihinsel çaba isteyen işlerde (ders çalışmak, odayı toplamak) dikkatlerini toplu tutabilmektir. Bu çocuklar öğretmeni dinlemeye çalışırken pencereden geçen bir kuşa, yanındaki arkadaşının kalem sesine ya da kendi hayallerine kolayca kapılırlar. Dikkatlerinin süzgeci geçirgendir; gereksiz uyaranları eleyemedikleri için dünya onlara aynı anda yüzlerce kanaldan sesleniyor gibidir.
Hareketlilik ve düşünmeden davranma
Her çocuk hareketlidir; bu doğaldır. DEHB'deki hareketlilik ise biraz farklıdır: bir amaca yönelmez, adeta motoru sürekli açık kalmış gibidir. Çocuk otururken bile elleri ayakları kıpır kıpırdır, sürekli bir şeyle oynar, uygunsuz anlarda kalkar. Yaş büyüdükçe bu dışarıdan görünen hareketlilik yerini içeride hissedilen bir huzursuzluğa bırakabilir; ergen artık sınıfta koşmaz ama içinde bir türlü dinmeyen bir kıpırtı taşır. Bir de düşünmeden davranma vardır: soru bitmeden cevabı yapıştırmak, sırasını beklememek, arkadaşının oyuncağını izinsiz almak, yola aniden fırlamak. Bunlar kötü niyetten değil, "önce bir düşüneyim" ara adımının atlanmasından kaynaklanır. Bu durum çocuğun arkadaş ilişkilerini zorlayabilir ve zamanla onun kendini değersiz hissetmesine yol açabilir.
Yaşa uygun hareketlilik mi, DEHB mi
Buradaki en önemli soru şudur: Bu, çocukluğun doğal enerjisi mi, yoksa bir destek gerektiren bir tablo mu? Ayrımı yapmak için üç şeye bakılır. Birincisi süreklilik: Bu davranışlar birkaç günlük bir dönem değil, aylardır devam ediyor mu? İkincisi birden fazla ortam: Sadece evde mi böyle, yoksa okulda, akraba ziyaretinde, oyun alanında da mı benzer güçlükler yaşanıyor? Sağlıklı bir çocuk yorgun ya da heyecanlı bir günde taşkın olabilir; ama DEHB'de güçlük genellikle her ortamda kendini gösterir. Üçüncüsü ise işlevi bozması: Bu davranışlar çocuğun okul başarısını, arkadaşlıklarını ya da aile içindeki huzurunu gerçekten olumsuz etkiliyor mu? Yalnızca "çok enerjik" olmak bir sorun değildir; sorun, bu özelliklerin çocuğun hayatını zorlaştırmaya başlamasıdır.
Bir noktanın da altını çizmek gerekir: Bazı çocuklar hiç yaramaz görünmez. Sessizce oturur, kimseyi rahatsız etmez, ama zihni sürekli başka yerdedir; sık sık dalar, eşyalarını kaybeder, hayal kurar. Bu çocuklar gürültü çıkarmadıkları için kolayca gözden kaçar ve haksız yere "tembel" ya da "ilgisiz" olarak nitelenebilir. Oysa onlar da desteğe ihtiyaç duyar.
Bunun bir suç ya da aile hatası olmadığını bilmek
Ailelerin en çok yıprandığı nokta suçluluk duygusudur. Şunu net söyleyelim: DEHB kötü ebeveynliğin sonucu değildir. Anne babanın sevgisi, ilgisi ya da disiplini bu tabloya neden olmaz. Elbette evdeki düzen, tutarlı kurallar ve sakin bir ortam belirtilerin şiddetini etkiler; ama bozukluğun kökeni beyin gelişimindeki bir farklılıktır ve büyük ölçüde kalıtımla ilgilidir. Aynı şekilde bu çocuklar "kötü" ya da "yaramaz" çocuklar değildir; çoğu sıcakkanlı, meraklı, yaratıcı ve enerjiktir. Onları etiketlemek yerine güçlü yanlarını görmek, kendilerine olan güvenlerini korumanın en önemli yoludur.
Nasıl destek olunur
DEHB tek bir yöntemle değil, birkaç desteğin bir arada yürütülmesiyle yönetilir. Amaç çocuğu susturmak değil, kendini yönetmesine yardımcı olmaktır. İşte evde ve okulda işe yarayan bazı yaklaşımlar:
- Rutin kurun: Uyku, yemek, ödev ve oyun saatleri mümkün olduğunca aynı olsun. Öngörülebilir bir gün, dağınık bir zihni rahatlatır.
- Kuralları net ve kısa tutun: Uzun açıklamalar yerine tek ve anlaşılır yönergeler verin. Büyük bir işi küçük, yapılabilir parçalara bölün.
- Olumlu davranışı hemen fark edin: Çocuğu yaptığı iyi şey için anında ve içtenlikle takdir edin. Ceza odaklı değil, ödül ve övgü odaklı bir yaklaşım daha çok işe yarar.
- Zamanı görünür kılın: Görsel çizelgeler, resimli günlük planlar ya da kum saati gibi araçlar, zamanı somutlaştırarak çocuğa yardımcı olur; çünkü bu çocuklar için "sonra" kavramı çok soyuttur.
- Hareket molası verin: Ders ya da ödev arasında kısa hareket araları koyun. Enerjiyi bastırmaya çalışmak yerine ona düzenli bir çıkış yolu açmak daha etkilidir.
- Okulla iş birliği yapın: Öğretmenle konuşarak çocuğun ön sıraya oturması, sınav süresinin gerektiğinde uzatılması ya da tahtayı silmek gibi küçük görevlerle enerjisini yönlendirmesi sağlanabilir.
Bunların yanında, çocuğun durumu ve yaşı uygun olduğunda, doktorun yönlendirmesiyle tıbbi destek de gündeme gelebilir. Bu kararı yalnızca çocuğu değerlendiren hekim verir; her çocuğa uygun tek bir yol yoktur ve destek çocuğa göre biçimlenir. Bu bölümde belirli bir tedavi ya da ilaç önerilmez; önemli olan, ailenin doğru uzmanla iş birliği içinde ilerlemesidir.
Ne zaman değerlendirme istenmeli
Çocuğunuzun dikkat, hareketlilik ya da sabırla ilgili güçlükleri aylardır sürüyorsa, birden fazla ortamda görülüyorsa ve okul başarısını, arkadaşlıklarını ya da ev içindeki huzuru belirgin biçimde etkiliyorsa, bir uzmandan değerlendirme istemek yerinde olur. Değerlendirme için hem ailenin hem de öğretmenin gözlemleri değerlidir; çünkü çocuğu farklı ortamlarda tanıyan kişilerin birlikte anlattıkları, resmin tamamını görmeyi sağlar. Ayrıca daha önce sakin ve sorunsuz bir çocukta dikkat sorunlarının aniden başlaması, kısa "dalma" atakları, geriye doğru gelişim kaybı ya da baş ağrısı gibi ek belirtiler varsa, bunlar farklı nedenleri düşündürebileceğinden zaman kaybetmeden hekime başvurulmalıdır.
- DEHB bir yaramazlık ya da aile hatası değildir; beynin fren ve dikkat sistemlerinin biraz farklı çalışmasıyla ilgili bir gelişim durumudur.
- Sorun dikkatin yokluğu değil, dikkati istenen yere yöneltip orada tutabilmenin güçlüğüdür; bu yüzden çocuk sevdiği bir işe kolayca dalarken, sıkıcı bir işte çabuk dağılabilir.
- Sıradan hareketlilikten ayırmak için üç ölçüte bakın: güçlüklerin süreklilik göstermesi, birden fazla ortamda olması ve çocuğun hayatını gerçekten zorlaştırması.
- Rutin, net ve kısa kurallar, olumlu pekiştirme, hareket molaları ve okulla iş birliği evde en çok işe yarayan desteklerdir.
- Güçlükler aylardır sürüyor, birçok ortamda görülüyor ve çocuğun okulunu, arkadaşlıklarını ya da huzurunu bozuyorsa bir uzman değerlendirmesi istemekten çekinmeyin; erken destek çocuğun kendine güvenini korur.
Bu site yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İçerikler tanı, tedavi veya reçete yerine geçmez; doktorunuzun bakımının yerini almaz.