Treatment News & Updates
Plain-language summaries of research and treatment developments in pediatric neurology. This page is for information only; decisions on diagnosis and treatment always rest with your physician after a clinical examination. Summaries are in Turkish.
Cost-Effectiveness of a Child and Parent Mindfulness-Based Training Versus Medication for Childhood ADHD.
(özet üretilemedi)
Read moreAn engineered, compact Cas12m variant for multiplexed gene activation in vivo.
Bu çalışmada, AAV'nin paketleme kapasitesi sınırlamasını aşan yeni ve kompakt bir CRISPR aktivasyon (CRISPRa) sistemi (denCas12m) geliştirilmiş; tek bir AAV vektörü içinde çoklu gRNA dizisi kodlanarak aynı anda birden fazla genin veya aynı genin farklı bölgelerinin aktivasyonu sağlanabiliyor. Scn1a haploinsufisiyensi fare modelinde (Dravet sendromunun genetik temeli) bu platform kullanılarak fenotipik düzelme gösterilmiş, yani sağlam SCN1A allelinin ekspresyonunu artırarak hastalığı hafifletme potansiyeli preklinik düzeyde kanıtlanmış. Bu, Dravet sendromunda gen aktivasyonu temelli (haploinsufisiyensi düzeltici) gen tedavisi yaklaşımları için erken ama önemli bir preklinik adım; henüz insan verisi yok ve klinik uygulamaya uzak, ancak gelecekteki tedavi stratejileri açısından takip edilmeye değer.
Read moreEpilepsy and menopausal health: A European Menopause and Andropause Society (EMAS) and Centre for Global Epilepsy clinical guide.
Epilepsili kadınlarda erken menopoz riski, kardiyovasküler hastalık, osteoporoz ve bilişsel bozukluk riski epilepsisi olmayanlara göre daha yüksek bulunmuş. Sistemik menopozal hormon tedavisi (MHT) fayda-risk dengesine göre düşünülmeli; hormon düzeyindeki doz-bağımlı dalgalanmaları azaltmak için transdermal östrojen tercih edilebilir. Antiepileptik ilaçlar ile sistemik MHT arasındaki olası etkileşimler dikkate alınmalı, gerekirse antiepileptik ilaç dozunda/ajanında değişiklik yapılmalı; menopoz döneminde epilepsi yönetimi için multidisipliner ekip yaklaşımı öneriliyor.
Read moreEfficacy and safety of MR guided-laser interstitial thermal therapy versus resective surgery for MRI-positive focal cortical dysplasia type II and tuberous sclerosis complex: A systematic review and meta-analysis.
MRI-pozitif FCD tip II ve tuberoskleroz kompleksine bağlı ilaca dirençli epilepside, MR-güdümlü lazer interstisyel termal terapi (MRgLITT) ile klasik rezektif cerrahi karşılaştırılmış. Nöbetsizlik oranları iki yöntem arasında anlamlı farklı bulunmamış (kombine grup %72 vs %71; FCD II'de %74 vs %85; TSC'de %50 vs %59), komplikasyon oranları da benzer çıkmış; çocuk ve erişkinlerde sonuçlar farklılık göstermemiş. Bu bulgular, seçilmiş hastalarda daha az invaziv MRgLITT'nin rezektif cerrahiye etkin ve güvenli bir alternatif olarak değerlendirilebileceğini destekliyor.
Read moreCorpus callosotomy in Lennox-Gastaut syndrome: Effectiveness, safety, and predictors of outcome: A systematic review and meta-analysis.
Lennox-Gastaut sendromunda korpus kallosotomi (48 çalışma, 822 hasta) sonrası ≥%50 nöbet azalması oranı ~%70, ≥%75 azalma %38, tam nöbetsizlik ise %20 bulunmuş; komplikasyon oranı %15.8. Açık, lazer (LITT) veya endoskopik yaklaşımlar arasında ya da kısmi/tam disseksiyon arasında sonuç farkı saptanmamış — yani daha az invaziv yöntemler benzer etkinlik sunabilir. Meta-regresyonda tek bağımsız prediktör cerrahi yaşının büyüklüğü olup daha ileri yaşta ameliyat olanlarda yanıt daha iyi bulunmuş. Kanıt kalitesi düşük (gözlemsel çalışmalar, randomize çalışma yok) olduğundan sonuçlar dikkatle yorumlanmalı, ancak LGS'de CC seçimi ve yöntem tartışmasında klinisyene güncel kanıt özeti sağlıyor.
Read moreValproate vs levetiracetam in juvenile myoclonic epilepsy: systematic review and meta-analysis.
JME'li hastalarda valproat, levetirasetama kıyasla daha yüksek nöbet remisyon oranı (RR 1.44) ve daha düşük tedavi bırakma/başarısızlık riski (RR 0.68) ile ilişkili bulunmuş. Buna karşılık valproat, bellek bozukluğu riskini (RR 5.37) ve kilo alımı/obezite riskini (RR 6.40) belirgin artırmış; baş dönmesi açısından fark saptanmamış. Nöbet remisyonu sonucundaki heterojenite çok yüksek (I²=%88.4) olduğundan bu bulgu dikkatle yorumlanmalı; bulgular VPA-LEV seçiminde etkinlik-yan etki dengesini (özellikle doğurganlık çağındaki hastalarda teratojenite riskiyle birlikte) değerlendirirken klinisyene ek kanıt sunuyor, ancak büyük RCT'lerle doğrulama gerekiyor.
Read moreNeuropsychiatric adverse events with anti-seizure medications in patients with epilepsy: A systematic review and meta-analysis.
5 milyondan fazla hastayı kapsayan 18 gözlemsel çalışmanın meta-analizinde, ASM kullanımıyla ilişkili nöropsikiyatrik yan etkiler (bellek bozukluğu, depresyon, psikoz, anksiyete, suisidalite) ilaç kuşağına göre değişkenlik gösteriyor. Topiramat psikoz riskiyle güçlü ilişkili bulunmuş (OR 3.07), levetirasetam ise bir kohortta artmış anksiyete, bir vaka-kontrol çalışmasında artmış suisidalite oranıyla ilişkilendirilmiş. Birinci-ikinci kuşak ASM'ler arasında psikoz riski açısından anlamlı fark saptanmamış. Bu bulgular, ASM seçiminde ve rutin izlemde nöropsikiyatrik yan etkilerin dikkate alınması gerektiğini destekliyor; ancak çalışmaların gözlemsel niteliği ve heterojenlik nedeniyle kesinlik sınırlı.
Read moreDelay in benzodiazepine administration is associated with increased need for anesthetic coma therapy in children with febrile status epilepticus.
Febril status epileptikuslu 93 çocuğun incelendiği tek merkezli retrospektif çalışmada, ilk benzodiazepin dozunun nöbet başlangıcından 40 dakikadan sonra (41-80 dk) verilmesi, erken (≤40 dk) verilenlere kıyasla anestezik koma tedavisi gereksinimini belirgin artırmış (%22.7'ye karşı %3.7). Akut ensefalopati veya nörolojik sekel oranlarında anlamlı fark saptanmamış olsa da, gecikme arttıkça anestezik koma ihtiyacı doz-zaman bağımlı şekilde yükselmiş. Bu bulgu, febril status epileptikusta ilk 40 dakika içinde benzodiazepin uygulamasının yoğun nörokritik bakım ihtiyacını azaltabileceğini ve erken tedavinin önemini destekliyor.
Read moreFever seizures beyond the typical age: clinical characteristics and subsequent epilepsy risks in children over five.
Beş yaşından büyük çocuklarda görülen ateşle ilişkili nöbetler, klasik febril nöbetten farklı olarak daha yüksek epilepsi gelişme riski taşıyabiliyor. 110 çocuğun değerlendirildiği bu retrospektif seride, hastaların %80'i basit, %20'si kompleks febril nöbet geçirmiş; EEG'de %33.3 oranında anormallik, görüntülemede ise sadece 2/51 hastada yapısal anormallik saptanmış. Ortanca 18 aylık takipte çocukların %12.7'sinde epilepsi gelişmiş olup bu oran kompleks nöbeti olanlarda (%40.9) ve 7 yaşından büyüklerde belirgin şekilde daha yüksek bulunmuş. Bu bulgu, 5 yaş üstü ateşli nöbetle başvuran çocuklarda, özellikle kompleks özellikler varsa, daha dikkatli değerlendirme ve yakın takip gerekebileceğini düşündürüyor.
Read moreEfficacy and safety of MR guided-laser interstitial thermal therapy versus resective surgery for MRI-positive focal cortical dysplasia type II and tuberous sclerosis complex: A systematic review and meta-analysis.
MRI-pozitif FCD tip II ve tuberoskleroz kompleksine bağlı ilaca dirençli epilepside, MRgLITT (lazer ablasyon) ile klasik rezektif cerrahiyi karşılaştıran bu meta-analizde (36 çalışma, 1220 rezeksiyon + 87 MRgLITT hastası) nöbetsizlik oranları arasında anlamlı fark bulunmamış (kombine grup: %72 vs %71; FCD II: %74 vs %85; TSC: %50 vs %59). Komplikasyon oranları da iki yöntem arasında benzer bulunmuş ve yaş grubu (çocuk/erişkin) nöbetsizlik sonucunu etkilememiş. Bu bulgular, uygun hastalarda MRgLITT'in rezektif cerrahiye karşılaştırılabilir etkinlik ve güvenlikte daha az invaziv bir alternatif olarak değerlendirilebileceğini destekliyor.
Read moreLimited Evidence for Non-Invasive Brain Stimulation as a Cognitive Enhancer in Neurodevelopmental Disorders: A Multilevel Meta-Analysis of Sham-Controlled Trials.
Otizm ve DEHB dahil nörogelişimsel bozukluklarda bilişsel iyileştirme amacıyla uygulanan non-invaziv beyin stimülasyonunun (NIBS) etkinliğini değerlendiren 30 sham-kontrollü RCT'nin üç-düzeyli meta-analizi, çalışma belleği, bilişsel esneklik, yürütücü işlev, işlemleme hızı, inhibitör kontrol, sözel akıcılık ve öz-izlem dahil yedi bilişsel alanın hiçbirinde NIBS'in sham uygulamadan anlamlı derecede üstün olmadığını göstermiş. ASD alt grup analizinde de sonuçlar anlamsız bulunmuş (p>0.10). Bulgular, mevcut standardize ("tek tip") NIBS protokollerinin ASB'de bilişsel iyileştirme için güvenilir kanıt sağlamadığını ve klinisyenlerin bu tedaviyi önerirken temkinli olması gerektiğini, bireyselleştirilmiş/nöro-navigasyon temelli yaklaşımların gelecekte gerekebileceğini ortaya koyuyor.
Read moreTrends in Autism Spectrum Disorder Cumulative Incidence and Incidence Density: A Systematic Review.
27 popülasyon-bazlı insidans çalışmasının sistematik derlemesine göre, yüksek kapsamlılığa sahip (tüm vakaları, tanı almamışlar dahil, yakalayan) doğum kohortu çalışmalarında ASB insidansı tutarsız bir seyir izlerken, orta/düşük kapsamlılıklı idari/dinamik popülasyon çalışmalarında tutarlı bir artış gözlenmiş. Bu durum, prevalans artışının büyük ölçüde tanı pratikleri, hizmete erişim ve kayıt/yakalama farklılıklarından kaynaklanabileceğini, gerçek bir "otizm epidemisi"ni destekleyen ikna edici kanıt bulunmadığını düşündürüyor. Klinisyenler için mesaj: artan prevalans rakamlarının tek başına gerçek risk artışı anlamına gelmediği, insidans çalışmalarının kapsamlılık düzeyine göre yorumlanması gerektiğidir.
Read moreHip-related tenotomy and progression to severe displacement of the hip in nonambulant children with cerebral palsy : a nationwide cohort study.
GMFCS IV-V olan, kalça migrasyon yüzdesi (MP) %30-49 arası (erken-orta displasman) olan nonambulatuar SP'li çocuklarda kalça ile ilişkili tenotomi, ciddi kalça kötü sonucuna (MP≥%50 veya osteotomi gereksinimi) ilerlemeyi anlamlı şekilde azaltmış (10 yılda kümülatif insidans: tenotomisiz %34.7 vs tenotomili %20.4; sHR 0.53). Bu fayda özellikle GMFCS IV'te anlamlıyken (sHR 0.35), GMFCS V'te istatistiksel anlamlılığa ulaşmamış (sHR 0.68) — yani en ağır tutulumlu grupta tenotomiye rağmen progresyon riski yüksek kalmaya devam ediyor. Ayrıca MAS ile değerlendirilen spastisite (hem hafif hem ciddi düzeyde) bağımsız olarak ciddi kalça sonucu riskini artırıyor. Bulgular, erken-orta displasmanlı nonambulatuar çocuklarda tenotominin GMFCS IV'te daha belirgin yararlı olduğunu, GMFCS V'te ise dikkatli hasta seçimi ve yakın takibin önemini destekliyor.
Read moreEfficacy and safety of MR guided-laser interstitial thermal therapy versus resective surgery for MRI-positive focal cortical dysplasia type II and tuberous sclerosis complex: A systematic review and meta-analysis.
MRI-pozitif FCD tip II ve TSC'ye bağlı ilaca dirençli epilepside, MRgLITT (lazer ablasyon) ile rezektif cerrahi arasında nöbetsizlik oranı açısından anlamlı fark bulunmamış (TSC alt grubunda %50 vs %59, p=0.51; birleşik grupta %72 vs %71, p=0.838). Komplikasyon oranları da iki yöntem arasında benzer bulunmuş, yaş grubu (çocuk/erişkin) sonucu etkilememiş. Bu sonuçlar, TSC'ye bağlı dirençli epilepside daha az invaziv bir seçenek olan MRgLITT'in, uygun olgularda rezektif cerrahiye karşılaştırılabilir etkinlik ve güvenlikte bir alternatif olabileceğini destekliyor.
Read moreMortality Among People With Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder: A Systematic Review and Meta-Analysis.
15.920.970 kişiyi kapsayan 19 çalışmalık bu meta-analizde DEHB, tüm nedenli mortalite riskinde artışla ilişkili bulunmuş (HR=1.71); ayrıca intihar (HR=1.89), kaza/yaralanma kaynaklı ölüm (HR=1.55) ve doğal nedenli ölüm (HR=1.27) riskleri de anlamlı şekilde artmış. Önemli bir bulgu olarak, DEHB tanılı bireylerde ilaç tedavisi kullanımı tüm nedenli mortalite riskinde azalma ile ilişkilendirilmiş (HR=0.75). Bu sonuçlar, DEHB'nin erken tanı ve tedavisinin yalnızca işlevsellik değil, yaşam süresi açısından da önemini vurguluyor; ancak çalışmalar arası heterojenlik yüksek olduğu için sonuçlar dikkatle yorumlanmalı.
Read moreCannabidiol in pediatric drug-resistant epilepsies: A systematic review and meta-analysis of seizure responder rates and neurobehavioral outcome reporting.
Pediatrik dirençli epilepsilerde (Dravet, LGS dahil) CBD ile ilgili 63 çalışmanın (37'si meta-analize dahil, 3439 hasta) sistematik derlemesinde, ≥%50 nöbet azalması oranı ortalama %48.4 (%95 GA 44.5-52.3) bulunmuş; bu oran RCT'lerde (%41.3) gözlemsel çalışmalardan (%49.8) daha düşük, uzun dönem değerlendirmelerde (%57.4) kısa dönemden (%42.8) daha yüksek çıkmış (muhtemelen seçici izlem/retansiyon etkisiyle şişirilmiş). Çalışmaların yalnızca %7.9'u bilişsel, %27'si davranışsal sonuçları raporlamış; literatür büyük ölçüde nöbet-merkezli kalmaya devam ediyor. Klinik açıdan, CBD'nin gerçekçi beklenen yanıt oranının yaklaşık yarı hastada olduğunu ve uzun dönem/gözlemsel verilerin aşırı iyimser olabileceğini bilmek, hasta/aile beklentilerini yönetmede faydalı olabilir.
Read moreThe effect of seizure-free period on seizure recurrence following antiseizure medication withdrawal: a systematic review and meta-analysis.
Bu meta-analize göre ASM kesilmeden önceki nöbetsiz süre, kesim sonrası nüks riskini belirgin etkiliyor: genel olarak 5 yıldan kısa nöbetsizlikte nüks riski artmış (RR 1.49), buna karşın ≥10 yıl nöbetsizlikte risk belirgin düşük bulunmuş (RR 0.21, ancak sınırlı veriyle). Alt grup analizlerinde çocuklarda 3 yıldan, erişkinlerde 5 yıldan, Avrupalı hastalarda 2 yıldan, Orta Doğu hastalarında 3 yıldan kısa nöbetsiz dönemler daha yüksek nüks riskiyle ilişkili bulunmuş. Bu veriler, ASM kesme kararında hasta popülasyonuna göre optimal nöbetsiz süre eşiklerini belirlemede klinisyene kanıta dayalı bir çerçeve sunuyor.
Read moreImpact of vitamin D supplementation and status on seizure frequency and quality of life in drug-resistant epilepsy: A systematic review and meta-analysis.
İlaca dirençli epilepsi hastalarında D vitamini desteğinin (4 çalışma, 183 hasta) nöbet sıklığını ayda ortalama 8.31 nöbet azalttığı ve serum D vitamini düzeyini anlamlı yükselttiği gösterilmiş. Dirençli ve ilaca yanıtlı epilepsi grupları arasında başlangıç D vitamini düzeyinde fark bulunmamış, yani düşük D vitamini direnci öngörmüyor. Uzun süreli D vitamini desteğinin yaşam kalitesi ve yorgunlukta iyileşmeyle ilişkili olabileceği belirtilmiş; ancak kanıtlar sınırlı sayıda küçük çalışmaya dayandığından büyük ölçekli RCT'lerle doğrulama gerekiyor. Pratikte, dirençli epilepsi hastalarında D vitamini desteği güvenli ve düşük maliyetli bir adjuvan seçenek olarak değerlendirilebilir.
Read moreImpact of vitamin D supplementation and status on seizure frequency and quality of life in drug-resistant epilepsy: A systematic review and meta-analysis.
İlaca dirençli epilepside D vitamini desteğinin etkisini inceleyen bu meta-analizde (4 çalışma, 183 hasta), D vitamini takviyesi nöbet sıklığında anlamlı azalma (ortalama fark -8.31 nöbet/ay) ve serum D vitamini düzeyinde anlamlı artış ile ilişkili bulunmuş. Dirençli ve ilaca yanıtlı epilepsi grupları arasında bazal D vitamini düzeyi açısından fark saptanmamış. Uzun süreli takviyenin yaşam kalitesi ve yorgunlukta iyileşmeyle ilişkili olabileceği belirtilmiş ancak kısa dönem etkiler ve nöroinflamatuvar belirteç değişiklikleri tutarsız; yazarlar D vitamininin güvenli bir ek tedavi olabileceğini ancak geniş ölçekli çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Read moreClinical-Radiological Discordance in the Detection of Chronic Constipation in Children Newly Diagnosed with Autism Spectrum Disorder: A Retrospective Study.
Ürdün'de 455 yeni tanı almış ASB'li çocukta yapılan retrospektif çalışmada, rutin öykü ve muayeneyle sadece %5.3 oranında konstipasyon düşünülürken, abdominal grafide Leech kriterine göre (katı eşik, skor≥10) çocukların %81.5'inde kronik konstipasyonu düşündüren bulgular saptanmış. Bu büyük uyumsuzluk, ASB'li çocuklarda konstipasyonun sadece anamnez/muayeneyle sıklıkla gözden kaçabileceğini ve irritabilite/hiperaktivite gibi davranışsal semptomları alevlendirebilecek bu durumun tanısında görüntülemenin yardımcı bir araç olarak düşünülebileceğini gösteriyor. Bulgular retrospektif olup, standardize radyolojik taramanın klinik sonuçları iyileştirip iyileştirmediğinin prospektif çalışmalarla doğrulanması gerekiyor.
Read moreGeneralized Spike-Wave discharges and myoclonic features in a subgroup of children with Self-Limited epilepsy with centrotemporal spikes.
148 Rolandik epilepsi (SeLECTS) hastasının %6.1'inde (9 hasta) EEG'de jeneralize diken-dalga deşarjları (GSWD) saptanmış; bu alt grup, GSWD olmayanlara göre daha sık uyanıklıkta nöbet (%44.4 vs %5.8), uykuda jeneralize tonik-klonik nöbet ve miyoklonik bulgular (%77.8) gösteriyor. Tüm hastalar odak ve jeneralize nöbetlerden kurtulmuş olsa da, 10 yılı aşan izlemde 2 hastada santrotemporal dikenlerin kaybolup jüvenil miyoklonik epilepsiye (JME) benzer bir elektroklinik evrilme gözlenmiş. Klinik açıdan önemli olan: SeLECTS tanılı bir çocukta EEG'de jeneralize diken-dalga aktivitesi ve/veya miyoklonik bulgular görülürse, bu hastaların JME'ye evrilme olasılığı açısından uzun dönem izlenmesi gerekebilir; bulgular SeLECTS'in elektroklinik spektrumunu genişletiyor ancak daha büyük prospektif kohortlarda doğrulanmaya ihtiyaç var.
Read moreDoes electrocorticographic guidance improve seizure outcomes following cavernoma resection?
Kavernöz malformasyon (CCM) ilişkili epilepsi cerrahisinde intraoperatif elektrokortikografi (ECoG) rehberliğinin rezeksiyon sınırını genişleterek uzun dönem nöbetsizlik oranını artırdığı gösterilmiş. Tek merkez verisinde ECoG grubu 24-36 ay takipte daha yüksek nöbetsizlik oranına sahip olup bu fark özellikle ekstratemporal lezyonlarda anlamlı kalmış; 7 çalışmayı kapsayan meta-analizde ECoG-rehberli rezeksiyon, standart lezyonektomiye göre belirgin daha iyi nöbet sonucuyla ilişkilendirilmiş (OR=6.01, %95 GA 3.03-11.92). Bulgular, özellikle ekstratemporal yerleşimli kavernoma-ilişkili epilepsi cerrahisinde ECoG kullanımının faydalı bir yardımcı yöntem olabileceğini destekliyor.
Read moreA microglial basis for fragile X syndrome via impairment of FMRP-regulated lysosomal function.
Bu fare çalışması, FXS'te hastalığın sadece nöronlardan değil, mikroglia hücrelerindeki FMRP kaybından da kaynaklanabileceğini gösteriyor: mikroglia-özgü Fmr1 silinmesi, klasik FXS farelerinde görülen ses-kaynaklı nöbet ve parvalbumin nöron kaybını taklit ediyor. Mekanizma olarak FMRP'nin lizozomal protein ifadesini (özellikle progranulin/Grn) düzenlediği, FMRP eksikliğinde progranulin azalıp parvalbumin nöron apoptozunun arttığı bulunmuş; progranulin aşırı ekspresyonu bu bozuklukları düzeltmiş. Bu bulgu, bugüne dek nöron-hedefli FXS tedavi denemelerinin neden başarısız olabileceğini açıklayabilir ve mikroglia/progranulin yolu yeni bir tedavi hedefi olarak öne çıkıyor; ancak henüz fare modelinde, insan uygulaması için erken aşamada.
Read moreDoes electrocorticographic guidance improve seizure outcomes following cavernoma resection?
Kavernöz malformasyona bağlı ilaca dirençli epilepside, intraoperatif elektrokortikografi (ECoG) rehberliğinde yapılan rezeksiyonlar, standart mikrocerrahi lezyonektomiye kıyasla 24-36 aylık takipte daha yüksek nöbetsizlik oranlarıyla ilişkili bulunmuş. Bu fayda özellikle temporal lob dışı (ekstratemporal) lezyonlarda anlamlı kalmış; temporal lobektomilerde fark görülmemiş. Yedi çalışmayı kapsayan meta-analizde (241 hasta) ECoG rehberliğinin nöbetsizlik şansını belirgin şekilde artırdığı gösterilmiş (OR=6.01). Bu bulgular, özellikle ekstratemporal kavernoma cerrahisinde ECoG kullanımının faydalı bir adjuvan yöntem olabileceğini destekliyor.
Read moreComparative effects of non-pharmacological intervention categories on cognitive domains in children with autism spectrum disorder: A systematic review and network meta-analysis of randomized controlled trials.
(özet üretilemedi)
Read moreDrug Repurposing for Treating NCOR-Related Intellectual Disability.
NCOR1/2, MECP2'nin transkripsiyonel aktivitesini düzenleyen bir ko-represördür ve bu çalışma NCOR1 haployetersizliğinin hipotalamik GABAerjik nöronlarda NRG1/3 artışı ve GABA-A reseptör alt birimi (Gabra2) azalmasına yol açarak bilişsel/davranışsal bozukluklara neden olduğunu gösteriyor. Fare modelinde FDA onaylı iki ilaç — NRG antagonisti spironolakton ve GABA-A pozitif modülatörü allopregnanolon — kognitif bozulmayı düzeltmiş; dahası, spironolakton patojenik MECP2 mutasyonu taşıyan bir otistik hastada öğrenmede düzelme sağlamış. Bu bulgu, MECP2/NCOR yolağı üzerinden Rett sendromu ve ilişkili bozukluklarda ilaç yeniden konumlandırma (spironolakton gibi mevcut, güvenli ilaçlar) için erken ama somut bir klinik kanıt sunuyor; henüz tek hasta deneyimi düzeyinde olup kontrollü çalışmalarla doğrulanması gerekiyor.
Read moreDevelopmental pathways to autism in tuberous sclerosis complex: Evidence from a longitudinal cohort.
TSC 2000 çalışmasının 10 yıllık izleminde (başlangıçta 125, takipte 86 hasta) katılımcıların yaklaşık %40'ında otizm tanısı, ek %42'sinde ise artmış otistik özellikler saptanmış. Yapısal eşitlik modellemesi, TSC1/TSC2 mutasyonunun otizmle ilişkisinin iki ayrı yolla aracılık ettiğini gösteriyor: (1) daha yüksek kortikal tuber yükü + infantil spazm üzerinden, (2) sadece infantil spazm üzerinden. Ayrıca eşzamanlı nöbet şiddeti ve düşük IQ de daha yüksek otizm skorlarıyla ilişkili bulunmuş. Bu bulgular, erken ve şiddetli epilepsinin (özellikle infantil spazmların) TSC'de otizm gelişimine giden önemli bir yol olduğunu destekliyor; bu nedenle erken nöbet kontrolü ve nörogelişimsel izlemin otizm riskini azaltmaya yönelik önemi vurgulanıyor.
Read moreSerum ferritin in children with Attention Deficit Hyperactivity Disorder (ADHD): A systematic review and meta-analysis.
4058 DEHB'li çocuk ve 4533 kontrolü içeren 21 çalışmalık bu meta-analizde, DEHB'li çocuklarda serum ferritin düzeyleri kontrollere göre anlamlı derecede düşük bulunmuş (havuzlanmış ortalama fark: -9.74, %95 GA: -16.50 ile -2.98). Alt grup analizlerinde kıta, yayın yılı, örneklem büyüklüğü, çalışma tasarımı ve tanı kriterlerine göre heterojenlik yüksek olsa da yön tutarlı kalmış. Yazarlar, DEHB'li çocuklarda serum ferritin taraması ve demir desteğinin düşünülebileceğini öneriyor; ancak nedensellik ilişkisini netleştirmek için ileriye dönük çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyorlar.
Read moreEfficacy and safety of noninvasive brain stimulation for ADHD: a systematic review and meta-analysis of double-blind randomized controlled trials across international English and Chinese databases.
15 çift-kör RCT'yi (746 katılımcı) içeren bu meta-analize göre noninvaziv beyin stimülasyonu (NIBS) genel olarak DEHB belirtilerini anlamlı düzeyde iyileştirmiş (SMD=-1.12), ancak çalışmalar arası heterojenlik çok yüksek (I²=94%). Alt grup analizinde sağ prefrontal kortekse uygulanan yüksek frekanslı figür-8 bobinli rTMS'in en etkili yöntem olabileceği, buna karşın tDCS ve TNS'nin anlamlı etkinlik göstermediği bulunmuş. Aktif ve sahte stimülasyon grupları arasında yan etki veya tedaviyi bırakma oranı açısından fark saptanmamış; yazarlar NIBS'in güvenli ve iyi tolere edildiğini ancak mevcut kanıtın rutin klinik kullanımı desteklemek için henüz yetersiz olduğunu vurguluyor.
Read moreCenobamate in Dravet syndrome with electrophysiologically confirmed SCN1A loss-of-function variants: long-term real-world follow-up.
Bu çalışma, SCN1A loss-of-function (LoF) varyantı olan ve bu varyantlar HEK hücrelerinde elektrofizyolojik olarak doğrulanmış yetişkin Dravet hastalarında, teorik olarak kontrendike kabul edilen sodyum kanal blokeri sennobamatın (CNB) uzun dönemde sürdürülebilir klinik fayda sağladığını göstermiş. Hasta-spesifik varyantlar patch-clamp ile belirgin azalmış ile neredeyse yok denecek kadar düşük pik sodyum akımı gösteren gerçek LoF varyantlar olarak doğrulanmış; akut CNB maruziyeti pik sodyum akım yoğunluğunu değiştirmemiş. Bulgular, "LoF SCN1A varyantında sodyum kanal blokerleri kesinlikle kaçınılmalı" genellemesinin en azından CNB için ve genetik olarak doğrulanmış bazı Dravet hastalarında geçerli olmayabileceğini, bu hastalarda CNB'nin seçilmiş olgularda düşünülebileceğini destekliyor; ancak örneklem küçük ve yetişkin popülasyona odaklı olduğu unutulmamalı.
Read moreEfficacy, treatment retention, and tolerability of newer- versus older-generation antiseizure medications in older adults with epilepsy: a systematic review and meta-analysis.
Yaşlı epilepsi hastalarında (9 çalışma, 2507 hasta) yeni- ve eski-kuşak antiepileptik ilaçlar karşılaştırıldığında, nöbetsizlik oranları açısından anlamlı fark bulunmamış. Ancak yeni kuşak ilaçlar belirgin şekilde daha yüksek tedavi kalıcılığı, daha düşük herhangi bir nedenle bırakma oranı ve daha düşük yan etkiye bağlı kesme oranıyla ilişkilendirilmiş. İnme-sonrası epilepsi alt grubunda nöbetsizlikte anlamlı fark gösterilememiş. Bulgular, yaşlı hastalarda ASM seçiminde etkinlik kadar tolerabilite ve tedaviye devam edebilirliğin önemini destekliyor; ancak kanıt kesinliği düşük/çok düşük olup dikkatli yorumlanmalı.
Read moreDeep brain stimulation outcomes in pediatric drug-resistant epilepsy: A systematic review and meta-analysis.
Pediatrik dirençli epilepside derin beyin stimülasyonunun (DBS) ≥12 ay sonrası etkinliğini değerlendiren bu meta-analizde (19 çalışma, 149 hasta) genel yanıt oranı (≥%50 nöbet azalması) %63.3, nöbetsizlik oranı ise %13.8 bulunmuş. İmplantasyon yaşı yanıtla ilişkili bulunmamış; hedef nükleuslar arasında (CM %66.2, STN %76.8, ANT %46.2, CM+ANT %51.1) istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamış. Toplam yan etki oranı %16.5 olup prosedüre bağlı mortalite bildirilmemiş — bulgular DBS'nin pediatrik dirençli epilepside seçilmiş olgularda kabul edilebilir güvenlikte, klinik olarak anlamlı bir palyatif tedavi seçeneği olduğunu destekliyor.
Read moreAssociation between FMR1 mRNA levels and clinical phenotypes in Fragile X syndrome.
300 kişilik bir kohortta (FXS, premutasyon taşıyıcıları, tipik gelişim gösterenler ve FXS-dışı gelişimsel bozukluk kontrolleri) periferik kandan FMR1 mRNA ve FMRP düzeyleri ölçülmüş. FXS grubunda, özellikle erkeklerde FMR1 mRNA belirgin azalmış; FXS içinde daha yüksek FMR1 mRNA düzeyleri daha yüksek IQ ve daha iyi adaptif davranışla ilişkili bulunmuş, bu ilişki kontrol gruplarında görülmemiş (yani FXS'e özgü). Ayrıca FMR1 mRNA, FMRP ile pozitif korelasyon göstermiş ve kadın FXS hastalarında yaşla birlikte artış saptanmış. Bulgular, periferik kanda ölçülebilen FMR1 mRNA'nın FXS'te fenotipik şiddeti yansıtan erişilebilir bir biyobelirteç olarak prognostik değerlendirme ve bireyselleştirilmiş tedavi planlamasında kullanılabileceğine işaret ediyor (not: preprint, henüz hakem değerlendirmesi tamamlanmamış).
Read moreDysregulation of FMR1 Splicing in Human Fragile X Syndrome.
FXS hastalarının yaklaşık %70'inde FMR1 geni tamamen susturulmuyor, bunun yerine RNA yanlış kırpılarak FMR1-217 adlı, FMRP proteinini üretemeyen bir izoform oluşuyor; bu yanlış kırpılma CGG tekrar uzunluğu arttıkça artıyor ve hastanın IQ'su ile ters orantılı bulunmuş. Araştırmacılar, splicing'i düzelten antisens oligonükleotidlerin (ASO) doğru FMR1 kırpılmasını geri kazandırıp FMRP üretimini artırabildiğini göstermiş — bu durum FXS için potansiyel yeni bir tedavi yaklaşımına işaret ediyor. Bulgular henüz preprint aşamasında (hakem değerlendirmesinden geçmemiş), klinik uygulamaya geçmesi için daha ileri çalışmalar gerekiyor.
Read moreA nationwide prospective randomized trial for diagnosing developmental disorders demonstrates genome sequencing outperforms standard of care.
Açıklanamayan gelişimsel bozukluğu olan 567 hastada yapılan ulusal prospektif randomize çalışmada, genom sekanslaması (GS) tanısal verimde standart bakıma (ekzom + kromozomal mikroarray veya düşük derinlikli GS) göre anlamlı üstünlük göstermiş (%39.8 vs %30, p=0.015); bu fark esas olarak tek nükleotid varyantı/indel tespitindeki artıştan kaynaklanmış ve ayrıca 3 kodlayıcı olmayan bölge varyantı da saptanmış. Cinsiyet ve analitik farklılıklar için düzeltme yapıldığında fark azalmış olsa da (7.3%, p=0.069) GS lehine eğilim korunmuş; kadınlarda tanısal verim erkeklere göre belirgin yüksek bulunmuş (%45.5 vs %28.5). Otozomal dominant kalıtılan varyantların tanısal katkısı X'e bağlı varyantlardan daha fazla, otozomal resesif varyantlarla benzer bulunmuş; bu da global gelişim geriliği/zihinsel yetersizlik araştırmasında genom sekanslamasının birinci basamak test olarak değerlendirilmesini ve otozomal dominant kalıtım örüntüsüne dikkat edilmesini destekliyor.
Read moreDeep brain stimulation outcomes in pediatric drug-resistant epilepsy: A systematic review and meta-analysis.
Pediatrik ilaca dirençli epilepside DBS'i değerlendiren bu meta-analizde (19 çalışma, 149 hasta), ≥12 ay takipte yanıt oranı (≥%50 nöbet azalması) %63.3, nöbetsizlik oranı ise %13.8 olarak bulunmuş. İmplantasyon yaşı tedavi yanıtıyla ilişkili bulunmamış; hedef nükleus bazında yanıt oranları STN için %76.8, CM için %66.2, kombine CM+ANT için %51.1 ve ANT için %46.2 olsa da hedefler arası fark istatistiksel anlamlı değil. Genel yan etki oranı %16.5 (majör %10.8, minör %12.5) olup prosedüre bağlı mortalite bildirilmemiş; bu bulgular DBS'in pediatrik DRE'de kabul edilebilir güvenlik profiliyle klinik olarak anlamlı nöbet azalması sağladığını destekliyor.
Read moreA geometric rs-fMRI connectome descriptor reveals individual stability without robust autism group differences.
Büyük çok-merkezli ABIDE I veri setinde (1035 kişi) geliştirilen geometrik bir rs-fMRI konnektom ölçütü, bireyler arasında yüksek güvenilirlik ve bireysel ayırt edicilik gösterse de, otizmli ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunamamış (etki büyüklüğü neredeyse sıfır, denklik testleriyle doğrulanmış). Dispersiyon varyansının %69'u görüntüleme merkezinden kaynaklanırken, tanının katkısı yalnızca %0.0001 olarak hesaplanmış; bu sapmalar ayrıca semptom şiddetini de öngörmemiş. Bulgu, rs-fMRI tabanlı konnektomik ölçütlerin tek başına ASB için güvenilir bir tanısal biyobelirteç olamayacağını ve literatürdeki tutarsız bulguların büyük ölçüde merkez/yöntem farklılıklarından kaynaklanabileceğini gösteriyor; klinisyenlerin fMRI konnektomik bulgularını ASB tanısında temkinli yorumlaması gerektiğini destekliyor.
Read moreHaploinsufficiency, de novo and biallelic missense variants in CSMD2 are associated with neurodevelopmental disorders.
Yeni tanımlanan bir bulguya göre CSMD2 genindeki biallelik (resesif) missense varyantlar ve monoallelik frameshift/kesme varyantları (haploinsufficiency) otizm spektrum bozukluğu, DEHB ve beyin yapısal anomalileriyle ilişkili bulunmuş. Sekiz aileden dokuz hasta ile birlikte de novo missense vakalar da tanımlanmış; UK Biobank verilerinde CSMD2 varyant taşıyıcılarında ASB, DEHB ve nörotisizmde hafif artış saptanmış. Zebrabalığı modelinde csmd2 kaybı mikrosefali, küçük serebellum, azalmış Purkinje hücre boyutu ve davranışsal/bağlantısal anormalliklere yol açmış; bu nedenle gelişimsel gecikme/otizm/DEHB kohortlarında nedeni bilinmeyen vakalarda CSMD2 taramaya aday yeni bir gen olarak değerlendirilebilir, ancak doğrulayıcı çalışmalar gerekiyor.
Read moreA massively parallel reporter assay of MECP2cis-regulatory elements reveals genetic candidates for male-biased autism.
(özet üretilemedi)
Read moreA massively parallel reporter assay of MECP2cis-regulatory elements reveals genetic candidates for male-biased autism.
Bu çalışma, MECP2 geninin kodlamayan düzenleyici (cis-regulatory) bölgelerindeki bazı varyantların, klasik Rett sendromuna yol açan tam fonksiyon kaybı mutasyonlarından farklı olarak, hafif/hipomorfik etkiyle sadece MECP2 ifadesini azaltarak erkeklerde otizm fenotipine (sosyal defisit, hiperaktivite, anksiyete) yol açabileceğini gösteriyor. Promotor bölgesindeki bir varyant NFY bağlanmasını bozarak MECP2 ekspresyonunu yaklaşık %30 azaltmış ve fare modelinde otizm benzeri davranışlar oluşturmuş. Bu bulgu, MECP2 ile ilişkili hastalık yelpazesinin Rett sendromu/erkek ensefalopatisinin ötesine, kodlamayan bölge varyantları aracılığıyla idiyopatik erkek-ağırlıklı otizmi de kapsayacak şekilde genişlediğini düşündürüyor; klinisyenlerin MECP2 ile ilişkili fenotip yelpazesini değerlendirirken bunu akılda tutması faydalı olabilir, ancak henüz rutin genetik test stratejisini değiştirecek düzeyde değil.
Read moreSystematic Review of Females With Intellectual Disability and MECP2 Duplication.
MECP2 duplikasyon sendromu (MDS) klasik olarak erkeklerde görülür, ancak bu sistematik derleme 41 etkilenmiş kadın olgusunu bir araya getirerek genotipe göre belirgin farklı fenotipler tanımlıyor. Tandem duplikasyonu olan kadınlarda (en sık görülen tip, %59) genellikle çarpık X-inaktivasyonu ile birlikte hafif-orta gelişimsel gerilik, kısmen korunmuş konuşma ve yürüme, daha az nörolojik/sistemik bulgu görülüyor. Dengesiz otozomal translokasyon veya diğer terminal duplikasyonu olanlarda ise ağır zihinsel engellilik, konuşmanın tamamen kaybı, şiddetli (ilaca dirençli dahil) epilepsi, solunum yolu enfeksiyonları, beslenme sorunları, mikrosefali ve kısalmış yaşam beklentisi ile erkek MDS fenotipine benzer ağır tablo görülebiliyor. Bu bulgular, kadın MDS hastalarında genetik varyant tipine göre prognoz öngörüsü ve genetik danışmanlık açısından pratik önem taşıyor.
Read moreFDA ile zorevunersen başvurusunda mutabakat: biliş-davranış kazanımı ilk kez bir epilepsi ruhsat dosyasının resmî sonlanım noktası.
5 Ekim 2026'da, Dravet sendromunda SCN1A genini hedefleyen antisens oligonükleotid zorevunersenin planlanan ABD ruhsat başvurusunun ana unsurlarında FDA ile anlaşmaya varıldığı duyuruldu. Mutabakatın merkezinde Vineland-3 çok bileşenli analizi var: faz 3 EMPEROR çalışmasında biliş ve davranış, önceden belirlenmiş dört alt alanda (ifade edici dil, alıcı dil, kişilerarası ilişkiler, kişisel beceriler) ölçülecek ve bu, 52. haftada ikinci temel ikincil sonlanım noktası olacak. Birincil sonlanım değişmedi: 28. haftada majör motor nöbet sıklığında yüzde değişim. Arka plan: faz 1/2a (MONARCH, ADMIRAL; 81 çocuk) ve uzatma çalışmalarında 70 mg alan grupta uzatmanın ilk 20 ayında konvülzif nöbet sıklığında ortanca değişim −%58,82 ile −%90,91 arasında seyretti; biliş-davranışta 1., 2., 3. ve 4. yılın tamamında anlamlı kazanım bildirildi (NEJM 2026;394:969–982). Eylül 2026 Avrupa Epilepsi Kongresi'nde SUDEP ile en güçlü ilişkili nöbet tiplerinde üç yıllık azalma sunuldu. Güvenlik: 930'dan fazla doz uygulandı; BOS protein yüksekliği sık görülüyor (~%94 laboratuvar değeri, %59 advers olay) ancak buna bağlı ciddi klinik tablo ve hidrosefali bildirilmedi; çalışmalarda dört ölüm görüldü (ikisi SUDEP, biri malnütrisyon) — Dravet'te çocukların %20'ye yakınının erişkinliğe ulaşamadığı bağlamında değerlendirilmelidir. Sınırlar: eldeki etkinlik verisi açık etiketlidir, en güçlü sayılar görece küçük bir alt gruba aittir ve ilaç hiçbir ülkede onaylı değildir. Faz 3 EMPEROR (162 hasta + 34 Avrupa, sham kontrollü) sonuçları 2027 üçüncü çeyrekte, ABD başvurusu 2027 ikinci yarıda bekleniyor. Türkiye katılımcı ülkeler arasında değildir; erişim ruhsatlandırma ve geri ödeme süreçlerine bağlı olacaktır.
Read moreFDA, A-T'de ataksinin tedavisi için ilk ilacı onayladı: levasetillösin (Aqneursa®).
18 Eylül 2026'da FDA, ağızdan alınan modifiye amino asit levasetillösini (N-asetil-L-lösin; Aqneursa®) 15 kg ve üzeri çocuk ve erişkinlerde Ataksi-Telenjiektazi'ye bağlı ataksinin tedavisi için onayladı — A-T'de ataksiye yönelik onaylanan ilk tedavi. Onay, 4-50 yaş arası 73 katılımcılı, çift-kör, plasebo-kontrollü çapraz-geçişli faz 3 çalışmaya (IB1001-303) dayanıyor: SARA ataksi ölçeğinde plaseboya karşı yaklaşık 1,9 puanlık anlamlı iyileşme (p<0.001). İlaç 2024'ten beri Niemann-Pick tip C'nin nörolojik bulguları için onaylıydı; etki mekanizması tam aydınlatılmış değil. Önemli sınırlar: tedavi ataksi belirtisine yöneliktir — hastalığın immün yetmezlik, akciğer ve kanser-riski bileşenlerini değiştirdiği gösterilmemiştir; onay tek pivotal çalışmaya dayanır. Türkiye'de ruhsat/erişim süreci ayrıdır; uygunluk hastayı izleyen hekimle değerlendirilmelidir.
Read moreA Randomised Open-Label Comparison of Dexamphetamine and Methylphenidate in Children With Attention Deficit Hyperactivity Disorder (ADHD): Symptom Response, Adherence and Weight Impact Over 12 Months.
Stimulan kullanmamış 100 DEHB'li çocukta dekzamfetamin ve metilfenidat 1:1 randomize edilerek 12 ay takip edilmiş; her iki ilaç da DEHB belirtilerinde anlamlı ve birbirine benzer düzeyde iyileşme sağlamış, 12. ayda tedaviye devam oranları arasında anlamlı fark bulunmamış (metilfenidat %68, dekzamfetamin %56). Her iki ilaç da kilo kaybına yol açmış, ancak dekzamfetamin ile 3. ayda kilo kaybı metilfenidata göre belirgin şekilde daha fazla olmuş (-1.44 kg vs -0.31 kg). Bu bulgu, özellikle kilo kaybı endişesi olan hastalarda ilk tedavi seçimi yapılırken klinik olarak göz önünde bulundurulabilir.
Read moreKv3.1 activation suppresses provoked and spontaneous seizures in a mouse Dravet syndrome model.
Scn1a+/- Dravet fare modelinde, tekrarlayan nöbetlerin (hem kimyasal/ısı kaynaklı hem spontan) PV+ interneuronlarda Kv3.1 potasyum kanalı ekspresyonunu azalttığı ve kanalın hücre zarından sitoplazmaya yanlış yerleştiğini göstermiş. Kv3.1'i pozitif allosterik modülatör (AUT1) ile güçlendirmek, kimyasal, ısıya bağlı ve spontan nöbetleri hem juvenil hem erişkin farelerde baskılamış. Bulgular, Kv3.1 kanalının Dravet sendromu ve diğer epilepsilerde potansiyel yeni bir tedavi hedefi olabileceğini öne sürüyor; henüz preklinik düzeyde olup insanda tedavi verisi yok.
Read moreThe Impact of Epilepsy, Antiepileptic Drugs, and Adjuvant Treatments on Subclinical Atherosclerosis: A Systematic Review and Meta-Analysis.
31 çalışmanın meta-analizinde epilepsi hastalarında kontrol grubuna göre karotis intima-media kalınlığı (cIMT) ve epikardiyal yağ dokusu kalınlığı (EATT) anlamlı şekilde artmış bulunmuş; akım aracılı vazodilatasyonda (FMD) fark saptanmamış. Eski kuşak AED'ler, çoklu AED kullanımı ve enzim-indükleyici AED'ler, yeni kuşak/mono/non-enzim-indükleyici tedavilere kıyasla daha kalın cIMT ile ilişkili bulunmuş; ketojenik diyet, Atkins diyeti ve folik asit desteğinin ise cIMT üzerinde anlamlı etkisi gösterilememiş. Bu bulgular, özellikle uzun süreli çoklu veya enzim-indükleyici eski AED kullanan epilepsi hastalarında subklinik aterosklerozun erken taranması ve kardiyovasküler risk yönetiminin önemini destekliyor.
Read moreLarge-Scale EHR-Based Phenotyping of an FMR1 Premutation Cohort at a Referral Hospital.
Mount Sinai sağlık sisteminde 750 FMR1 premutasyon taşıyıcısından (%98.5 kadın) oluşan, bugüne dek tek merkezde tanımlanmış en büyük EHR kohortunda, FMR1 premutasyonu resmi olarak saptanmadan önce hastaların önemli bir kısmında ilişkili tanılar (endokrin/metabolik %16.5, nöropsikiyatrik %16.3) zaten kayıtlıymış. FXAND için ilk çeyreklik gecikme 1.9 yıl, FXPOI için 1.5 yıl, ağrı/yorgunluk ve otoimmün/inflamatuar durumlar için ~1.0 yıl bulunmuş; sadece FXTAS'ta tanı öncesi gecikme saptanmamış. Bu bulgu, bu klinik tablolarla başvuran hastalarda FMR1 premutasyonunun erken düşünülüp genetik yönlendirmenin hızlandırılabileceğine işaret ediyor (not: preprint, henüz hakem değerlendirmesinden geçmemiş).
Read moreBlood-Based Biomarkers Predict Cerebral Palsy and Cognitive Delay in Hypoxic-Ischemic Encephalopathy: A Secondary Analysis of the High-Dose Erythropoietin for Asphyxia and Encephalopathy Randomized Controlled Trial.
Orta-ağır hipoksik-iskemik ensefalopatili (HİE) 180 bebekte yapılan bu çalışmada, yaşamın 2. gününde bakılan kan Tau düzeyi, 2 yaşında serebral palsi gelişimini çok yüksek doğrulukla öngörmüş (AUC 0.90, sensitivite %88, spesifite %91) — bu performans, 4-6. günde yapılan detaylı beyin MR skorlamasıyla benzer bulunmuş. Bilişsel/dil gecikmesini öngörmede ise Tau dahil farklı bir biyobelirteç paterni (UCH-L1, S100B, NSE) daha düşük performansla ilişkili bulunmuş (AUC 0.67). Bu sonuçlar, global gelişim geriliği riski taşıyan HİE'li bebeklerde erken (2. gün) kan biyobelirteçlerinin, pahalı/erişimi sınırlı MR görüntülemeye alternatif veya tamamlayıcı olarak serebral palsi riskini erken öngörmede kullanılabileceğini düşündürüyor; ancak bilişsel gecikme için öngörü gücü daha sınırlı.
Read moreProfound Autism Prevalence and Assessment Practices in a Population-Based Study.
ABD'de 13 bölgede 2022 yılı sürveyans verisiyle 7084 sekiz yaşındaki otizmli çocuk incelenmiş; IQ verisi sadece %61, uyumsal (adaptive) işlev verisi ise sadece %56 oranında mevcut olup, "derin otizm" (profound autism) tanısını koymak için gereken veriler çocukların neredeyse yarısında eksik bulunmuş. Güncellenen (2025) tanıma göre derin otizm prevalansı 1000 çocukta 5.4 olarak hesaplanmış ve otizmli çocukların %16.5'i bu tanımı tam karşılarken %32.1'i kriterin sadece bir bölümünü karşılamış. Kullanılan tanım kriterine göre prevalans tahminlerinin %33-71 oranında değişebildiği gösterilmiş; bu durum klinisyenlerin "derin otizm" alt grubunu tanımlarken hangi kriterin kullanıldığına dikkat etmesi ve toplum bazlı değerlendirme uygulamalarının (özellikle uyumsal işlev testlerinin) iyileştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Read moreFenfluramine in Rett syndrome: A multidimensional clinical study.
Klasik Rett sendromlu, ortalama 5 antiepileptik ilaca dirençli 8 hastada eklenen fenfluramin ile tüm hastalarda nöbet sıklığında >%50 azalma sağlanmış. Ayrıca klinisyen ve bakıcı tarafından değerlendirilen davranış (RSBQ), klinik şiddet (CSS, CGI-I) ve uyku bozukluğu (SDSC) skorlarında belirgin düzelme, solunum disfonksiyonunda iyileşme gözlenmiş. Hastaların %71'inde yan etki (en sık uyku hali) görülmüş ancak hiçbiri tedaviyi bırakmamış. Küçük ve kontrolsüz bir seri olmakla birlikte, fenfluraminin Rett sendromunda nöbet ötesinde çok yönlü semptomatik fayda sağlayabileceğini gösteren ilk klinik çalışma olması nedeniyle takip edilmeye değer.
Read moreTuberous sclerosis complex and reproduction: a scoping review.
TSC hastalarında üreme sonuçlarını değerlendiren bu kapsam taramasına göre, spontan düşük oranı genel popülasyonla benzer bulunmuş. Everolimus kullanımı menstrüel döngü düzensizliğiyle ilişkilendirilmiş (etkilenen kadın oranı çalışmalar arası geniş aralıkta, %27-91.7). Bir çalışmada TSC'li kadınlarda preeklampsi riski belirgin yüksek bulunmuş (OR 2.8); fertilite, infertilite, IVF kullanımı ve menopoz/POI konularında veri yetersiz. Bu bulgular, özellikle doğurganlık çağındaki everolimus kullanan TSC hastalarında menstrüel yan etkiler ve gebelikte preeklampsi riski konusunda hastaların bilgilendirilmesi ve izlenmesi gerektiğine işaret ediyor.
Read moreAngelman sendromunda yeni bir gen tedavisi adayı duyuruldu: SKY-AS (Skylark Bio)
Klinik aşamadaki biyoteknoloji şirketi Skylark Bio, 24 Eylül 2026'da Angelman sendromu için geliştirdiği deneysel gen tedavisi adayı SKY-AS'i duyurdu. SKY-AS, UBE3A geninin çalışan bir kopyasını doğrudan nöronlara ulaştırarak eksik olan UBE3A proteininin üretimini artırmayı; böylece öğrenme, bellek, motor beceriler ve iletişimle ilişkili yolakları desteklemeyi hedefliyor. Program şu an klinik öncesi (IND-hazırlık) aşamasında — insan üzerindeki klinik denemeler henüz başlamadı; başlayabilmesi için gereken güvenlik ve hazırlık çalışmaları sürüyor. Angelman sendromunda bugün için onaylanmış, hastalığın gidişini değiştiren bir tedavi bulunmuyor; antisens oligonükleotid (ASO) çalışmaları (REVEAL, BEACON) devam ederken SKY-AS gibi gen tedavisi programlarının eklenmesi, alanın birden fazla yaklaşımla ilerlediğini gösteriyor. Duyuru Angelman Syndrome Foundation ve FAST tarafından da paylaşıldı. Bu bilgi araştırma aşamasındaki bir gelişmedir, klinik uygulama önerisi değildir; tanı ve tedavi kararları her zaman hekiminizle birlikte verilmelidir.
Read morePhelan-McDermid sendromu sanılandan daha sık: yaklaşık her 7.300 kişide bir
Mount Sinai'deki Seaver Otizm Araştırma ve Tedavi Merkezi bilim insanlarının Autism Research dergisinde yayımladığı yeni bir araştırma, Phelan-McDermid sendromunun (PMS) yaklaşık her 7.300 kişide bir görüldüğünü — yani önceki tahminlerden belirgin biçimde daha yaygın olduğunu — ortaya koydu. PMS, çoğunlukla 22q13 bölgesindeki SHANK3 geninin kaybı ya da değişimiyle ilişkili nadir bir genetik durumdur; tıbbi, bilişsel ve davranışsal güçlüklere yol açabilir ve hastaların büyük çoğunluğu otizm spektrum bozukluğu ölçütlerini de karşılar. Çalışma, on bağımsız kaynaktan genetik testi yapılmış yaklaşık 180.000 otizmli bireyin verisini inceledi ve binlerce kişinin — büyük ölçüde genetik testin yeterince kullanılmaması nedeniyle — muhtemelen tanı almadığını buldu. Bu sonuç, otizmli çocuklarda genetik değerlendirmenin (tüm ekzom/tüm genom gibi) önemini bir kez daha vurguluyor: altta yatan bir sendromun belirlenmesi izlem ve aile danışmanlığını değiştirebilir. Bulgular, hâlihazırda birden çok PMS klinik çalışmasının sürdüğü kritik bir dönemde geldi.
Read moreAngelman sendromunda GTX-102 (apazunersen) Faz 3 Aspire çalışması sonlanım noktalarına ulaşamadı
Ultragenyx, Angelman sendromu için geliştirilen araştırma amaçlı antisens oligonükleotid (ASO) GTX-102'nin (apazunersen) Faz 3 Aspire çalışması sonuçlarını açıkladı. Çalışma, birincil sonlanım noktasına (Bayley-4 bilişsel ham puanında başlangıca göre değişim) ve ana ikincil sonlanım noktasına (Çok Alanlı Yanıt İndeksi — MDRI'da net yanıt) ulaşamadı; yani ilaç önceden belirlenen etkinlik hedeflerini karşılamadı. Ultragenyx (Emil Kakkis, MD, PhD) ve Angelman dernekleri (FAST ve Angelman Syndrome Foundation) sonucu hayal kırıklığı olarak nitelendirip araştırmaya katılan ailelere teşekkür etti; firma bir topluluk webinarı planladığını ve basın bültenini yayımladığını bildirdi. Klinik bağlam: Angelman sendromunda halen ruhsatlı, hastalığı değiştiren bir tedavi bulunmuyor; bu sonuç, gen susturma/ASO temelli yaklaşımların umut verici olmakla birlikte henüz kanıtlanmadığını ve araştırmaların sürdüğünü hatırlatıyor. Hâlihazırda bir Ultragenyx çalışmasına katılan aileler, soruları için çalışmayı yürüten hekime (PI) veya patientinquiry@ultragenyx.com adresine başvurabilir.
Read moreYeni etki mekanizmalı antiepileptik azetukalner: Faz 3 X-TOLE2 olumlu sonuçlandı
Xenon'un geliştirdiği azetukalner (Kv7 potasyum kanal açıcısı — yeni bir etki mekanizması) fokal başlangıçlı nöbetlerde erişkinlerde yürütülen Faz 3 X-TOLE2 çalışmasında birincil son noktaya ulaştı: 25 mg dozda aylık nöbet sıklığında medyan %53,2 azalma sağlandı (plaseboda %10,4). Nöbetlerinde en az %50 azalma görülen hasta oranı 25 mg grubunda %54,8, 15 mg grubunda %37,6 idi (plaseboda %20,8). İlaç genel olarak iyi tolere edildi (en sık baş dönmesi, baş ağrısı, uyku hali, yorgunluk). Çalışmaya çoğunlukla dirençli epilepsili (ortalama beş önceki ilaç denenmiş) hastalar alındı. Xenon, ABD FDA'ya ruhsat başvurusunu 2026'nın 3. çeyreğinde planlıyor; onaylanırsa azetukalner epilepside ilk Kv7 potasyum kanal açıcı ilaç olacak. Veriler Nisan 2026'daki AAN kongresinde sunulacak. (Erişkin çalışması; araştırma aşamasındadır, henüz ruhsatlı bir tedavi değildir; bilgilendirme amaçlıdır.)
Read moreAngelman için ION582 (REVEAL): Faz 3'te ilk kohortun alımı tamamlandı
Ionis'in Angelman sendromu için geliştirdiği antisens oligonükleotid (ASO) tedavisi ION582'nin Faz 3 REVEAL çalışmasında ilk kohortun (Kohort 1) hasta alımı tamamlandı (Temmuz 2026). Angelman topluluğunun görüşleri doğrultusunda tasarlanan REVEAL çalışması, tedavinin etkinliğini ve güvenliliğini değerlendirmek üzere planlandı. ION582, UBE3A geninin normalde susturulmuş olan babadan gelen kopyasını yeniden etkinleştirmeyi hedefler. (Araştırma aşamasındadır; henüz ruhsatlı bir tedavi değildir.)
Read moreRett gen tedavisi TSHA-102: pivotal çalışmada dozlama tamamlandı
Rett sendromu için araştırma aşamasındaki gen tedavisi TSHA-102'nin REVEAL pivotal çalışmasında dozlama tamamlandı. Faz 1/2 Part A uzun dönem verilerinde katılımcıların tamamı ince motor, kaba motor ve iletişim alanlarında en az bir gelişimsel basamak kazandı veya yeniden kazandı; kazanımlar 12 ay ve üzerinde birikmeye devam etti. Genel olarak iyi tolere edildi; tedaviyle ilişkili ciddi advers olay veya doz-kısıtlayıcı toksisite bildirilmedi. (Araştırma aşamasındadır; henüz ruhsatlı bir tedavi değildir.)
Read moreYeni ilaç denemesi: ION337 (ASCEND)
Ionis'in ION337 ilacı için ASCEND çalışması başladı: Dravet sendromlu 2–12 yaş çocuklarda güvenlilik ve tolerabilite değerlendiriliyor. Açık etiketli çalışma hâlen katılımcı alıyor (NCT07531745).
Read moreGenetik hedefli tedaviler ilerliyor
SCN1A'yı hedefleyen antisens tedavi (zorevunersen) faz 3 EMPEROR çalışmasında; Ekim 2026'da FDA ile ruhsat başvurusunun ana unsurlarında mutabakata varıldı ve biliş-davranış ölçümü resmî sonlanım noktası oldu. Sonuçlar 2027 üçüncü çeyrekte bekleniyor; ilaç henüz hiçbir ülkede onaylı değil.
Read moreASO tedavileri Faz 3'te
UBE3A'nın sessiz babadan gelen kopyasını yeniden açmayı amaçlayan antisens tedaviler (GTX-102, ION582) geç aşama çalışmalarda.
Read moreİlk ilaç + gen tedavisi
Trofinetid Rett için onaylı ilk ilaç; MECP2 gen tedavileri (TSHA-102, NGN-401) ruhsatlandırma çalışmalarında.
Read moreErken tedavi seyri değiştiriyor
Nusinersen, risdiplam ve gen tedavisi (onasemnogene) ile erken başlanan tedavi sonuçları belirgin iyileştiriyor; yenidoğan taraması kritik.
Read moreDizileme tanı oranını artırdı
Tüm ekzom/genom dizileme, açıklanamayan epilepsi ve gelişim geriliğinde tanı oranını belirgin yükseltti; hassas (kişiye özel) tedavinin kapısını açıyor.
Read moreYeni antiepileptik seçenekler
Senobamat, fenfluramin, kannabidiol ve ganaksolon gibi yeni ilaçlar dirençli epilepsi ve Lennox-Gastaut'ta seçenekleri genişletiyor.
Read moreSummaries are based on peer-reviewed publications and official statements; content is in Turkish.
Bu site yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İçerikler tanı, tedavi veya reçete yerine geçmez; doktorunuzun bakımının yerini almaz.