BTProf. Dr. Burak TatlıÇocuk Nörolojisi ve Gelişim
الفصل 3 · Tanı ve Tedavi

Tanı Süreci ve Görüntüleme Endikasyonları

Prof. Dr. Burak Tatlı
Written and medically reviewed by
Prof. Dr. Burak Tatlı

Specialist in Pediatric Neurology & Developmental Pediatrics

İstanbul University-Cerrahpaşa Faculty of Medicine · Nörogender Association

Last reviewed:

Intended for healthcare professionals

Pediatrik migren tanısı büyük ölçüde kliniktir; ayrıntılı öykü ve tam bir nörolojik muayene, çoğu olguda tanı için yeterlidir ve rutin laboratuvar veya görüntüleme gerektirmez. Bu bölüm, öykü odaklı tanısal yaklaşımı, migren tanı ölçütlerinin pratik uygulanışını ve nörogörüntülemenin akılcı kullanımını ele alır. Tanı sürecinin merkezinde, önceki bölümde ele alınan kırmızı bayrak taramasıyla bütünleşik biçimde ilerleyen, tekrarlayan vizitlerle desteklenen ve gerektiğinde aileden toplanan baş ağrısı günlüğü verisiyle doğrulanan aşamalı bir değerlendirme yer alır.

Öykü Odaklı Tanı Yaklaşımı

Sistematik öykü; başlangıç yaşı, atak sıklığı ve süresi, ağrının yerleşimi ve niteliği, eşlik eden bulgular (bulantı, kusma, fotofobi, fonofobi, aura semptomları), tetikleyiciler (uyku düzensizliği, öğün atlama, stres, ekran süresi, belirli besinler), rahatlatıcı etmenler, aile öyküsü ve okul/günlük yaşam üzerindeki etkiyi kapsamalıdır. Aile öyküsünün sorgulanması özellikle değerlidir; birinci derece akrabada migren tanısı, tanısal olasılığı belirgin biçimde güçlendirir. Öykü alımı tek bir kapalı uçlu soru listesiyle sınırlı kalmamalı; açık uçlu sorularla çocuğun kendi tarifine de mutlaka yer verilmeli, ebeveyn yorumuyla çocuğun kendi anlatımı arasındaki farklar not edilmelidir.

Migren Tanı Ölçütlerinin Pratik Uygulanışı

Klinik pratikte en sık karşılaşılan güçlük, küçük çocuğun ağrı niteliğini (zonklayıcı, tek taraflı vb.) sözel olarak tarif edememesidir; bu durumda davranışsal göstergeler (oyunu bırakma, karanlık-sessiz ortama çekilme, yatağa uzanma isteği) fotofobi-fonofobi ve aktiviteyle artmanın dolaylı göstergeleri olarak değerlendirilebilir. Tanı ölçütlerinin katı biçimde, tek bir vizitte tam karşılanması beklenmemelidir; tekrarlayan vizitlerde toplanan öykü ve baş ağrısı günlüğü verisi, tanının zaman içinde netleşmesini sağlar. Bu yaklaşım, aileye ilk vizitte kesin bir tanı etiketi koyma baskısını da azaltır; 'olası migren' gibi geçici bir çalışma tanısıyla izleme başlamak, hem klinik olarak dürüst hem de pratik açıdan işlevseldir.

Baş Ağrısı Günlüğü ve Değerlendirme Ölçekleri

Aileden istenen basit bir baş ağrısı günlüğü (tarih, süre, şiddet, tetikleyici, alınan ilaç ve yanıt), hem tanısal netleştirme hem de tedavi yanıtının izlenmesi için değerli bir araçtır ve tek seferlik vizit anamnezine kıyasla çok daha güvenilir veri sağlar. Pediatrik Migren Yeti Yitimi Değerlendirmesi (PedMIDAS) gibi doğrulanmış işlevsellik ölçekleri, baş ağrısına bağlı okul ve günlük aktivite kaybını sayısallaştırarak hem başlangıç şiddetinin sınıflandırılmasında hem de önleyici tedavi kararında ve izlemde kullanılabilir. Bu araçların bir diğer değeri, aile ve hekim arasında hastalık yükü konusunda ortak ve ölçülebilir bir dil kurmasıdır; bu da tedavi hedeflerinin daha somut biçimde belirlenmesini kolaylaştırır.

İzlem Önerisi

İlk vizitte tanısal belirsizlik olsa bile, aileye dört-altı haftalık basit bir baş ağrısı günlüğü tutturmak ve kontrol vizitinde bu veriyle yeniden değerlendirmek, gereksiz ileri tetkike başvurmadan tanısal netlik kazandıran pratik ve düşük maliyetli bir yöntemdir.

Nörogörüntüleme: Ne Zaman, Hangi Yöntem

Normal nörolojik muayenesi ve tipik migren öyküsü olan, kırmızı bayrak taşımayan bir çocukta rutin nörogörüntüleme önerilmez; bu yaklaşım ilgili kılavuzların ortak vurgusudur ve düşük tanısal verim, gereksiz sedasyon riski (küçük çocukta), maliyet ile insidental bulguların yarattığı gereksiz kaygı ve ardışık tetkik zincirine dayanır. Görüntüleme yöntemi seçiminde, acil olmayan değerlendirmede radyasyon içermemesi ve özellikle posterior fossa, hipofiz ve vasküler yapıları daha iyi göstermesi nedeniyle manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tercih edilir; bilgisayarlı tomografi (BT), hızlı erişim gerektiren acil durumlarda (travma, kanama şüphesi, hızlı bilinç değişikliği, akut hidrosefali kuşkusu) ön planda kalır. Aşağıdaki durumlardan biri varsa görüntüleme endikasyonu gündeme gelir ve yöntem seçimi bu klinik senaryoya göre şekillenir:

  • Anormal veya lateralize nörolojik muayene bulgusu
  • Kırmızı bayrak varlığı (bkz. önceki bölüm)
  • Atipik baş ağrısı paterni veya tipik migren tanı ölçütlerini karşılamayan tablo
  • Aura semptomlarının atipik, uzamış, asimetrik veya motor bulgu içermesi
  • Altı yaşından küçük çocukta yeni başlayan tekrarlayıcı baş ağrısı
  • Nörokütanöz sendrom bulgusu veya bilinen risk faktörü (örn. nörofibromatozis, VP şant öyküsü)
Dikkat

Gereksiz nörogörüntüleme zararsız bir 'güvence' aracı değildir: küçük çocukta sedasyon/anestezi riski taşır, klinik önemi belirsiz insidental bulgular (örn. küçük araknoid kist, nonspesifik beyaz cevher sinyal değişikliği) ek kaygı ve gereksiz izlem tetkiki zincirine yol açabilir ve aileye yanlış bir 'ciddi hastalık arandı' mesajı verebilir.

Laboratuvar ve Ek Tetkikler

Tipik migren öyküsü ve normal muayenesi olan bir çocukta rutin kan tetkiki gerekmez; sistemik bulgu (ateş, kilo kaybı, döküntü) eşlik ediyorsa tam kan sayımı, inflamasyon belirteçleri ve tiroid fonksiyon testleri gibi hedefe yönelik tetkikler düşünülebilir. Elektroensefalografi (EEG), tipik baş ağrısı değerlendirmesinde tanısal bir araç değildir ve rutin olarak önerilmez; ancak atipik epizotların migren aurasından mı yoksa fokal epileptik nöbetten mi kaynaklandığının ayrımında seçilmiş olgularda yardımcı olabilir. Nörogörüntüleme ile kitle lezyonu dışlandıktan sonra, papilödem ve kronik günlük baş ağrısı birlikteliğinde idiyopatik intrakraniyal hipertansiyon (psödotümör serebri) kuşkusu varsa, açılış basıncı ölçümü içeren lomber ponksiyon değerlendirmeye eklenebilir.

Bu site yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İçerikler tanı, tedavi veya reçete yerine geçmez; doktorunuzun bakımının yerini almaz.