İlaca Dirençli Epilepsi

Specialist in Pediatric Neurology & Developmental Pediatrics
İstanbul University-Cerrahpaşa Faculty of Medicine · Nörogender Association
Last reviewed:
Intended for healthcare professionals
Çocukluk çağı epilepsilerinin çoğu uygun antinöbet ilaç (ANİ) tedavisiyle nöbetsizliğe ulaşsa da, hastaların yaklaşık üçte biri uygun şekilde seçilmiş ve yeterli dozda kullanılmış ilaçlara karşın sürdürülebilir nöbetsizlik sağlayamaz. Bu grubun standart bir tanımla erken tanınması hem prognostik danışmanlık hem de ilaç dışı tedavi seçeneklerinin zamanında değerlendirilmesi açısından belirleyicidir. İlaca dirençli epilepsi bir tedavi sonu değil, tanısal doğrulamanın ve tedavi stratejisinin yeniden yapılandırıldığı bir dönüm noktasıdır.
ILAE Tanımı ve Kavramsal Çerçeve
Uluslararası Epilepsi ile Savaş Ligi'nin (ILAE, 2010) uzlaşı tanımına göre ilaca dirençli epilepsi; uygun şekilde seçilmiş, yeterli doz ve sürede kullanılmış, tolere edilen iki antinöbet ilacı denemesinin (monoterapi ya da kombinasyon halinde) sürdürülebilir nöbetsizlik sağlayamamasıdır. Buradaki 'sürdürülebilir nöbetsizlik', tedavi öncesi en uzun nöbetsiz aralığın üç katı ya da 12 ay — hangisi daha uzunsa — süreyle nöbet görülmemesi olarak operasyonel biçimde tanımlanır. Tanımın klinik önemi, ikinci uygun ilacın başarısızlığından sonra ardışık her ilaçla nöbetsizlik olasılığının belirgin biçimde (tek haneli yüzdelere) düşmesidir; bu noktada ilaç dışı seçeneklerin değerlendirilmesi gündeme gelir.
- İlaç, hastanın nöbet ve sendrom tipine uygun seçilmiş olmalıdır; uygunsuz seçilmiş bir ANİ'nin başarısızlığı gerçek direnç sayılmaz.
- Deneme yeterli doz ve sürede yapılmış olmalıdır; yetersiz doz ya da erken bırakma 'bilgilendirici olmayan' (uninformative) denemedir.
- Başarısızlık, ilacın yalnızca yan etki nedeniyle kesilmesi değil, tolere edilmesine karşın etkisiz kalması olmalıdır.
- İki bilgilendirici denemenin etkisizlikle sonuçlanması dirençli epilepsi tanısı için yeterlidir; üçüncü, dördüncü ilaçları sırayla denemenin nöbetsizlik getirisi düşüktür.
- Uygun seçilmiş, yeterli doz/sürede ve tolere edilen 2 ANİ denemesinin (mono ya da kombine) sürdürülebilir nöbetsizlik sağlayamaması = ilaca dirençli (refrakter) epilepsi.
- Sürdürülebilir nöbetsizlik = tedavi öncesi en uzun nöbetsiz aralığın 3 katı VEYA 12 ay (hangisi daha uzunsa) boyunca nöbetsizlik.
- Yalnızca yan etki nedeniyle kesilen deneme 'bilgilendirici değildir' ve direnç lehine sayılmaz.
Gerçek Direnç mi, Psödorezistans mı?
İlaç dışı tedavilere geçmeden önce psödorezistans (yalancı direnç) nedenleri sistematik olarak dışlanmalıdır. Dirençli görünen olguların önemli bir kısmında sorun ilacın kendisinde değil; tanıda, ilaç seçiminde ya da tedavi uyumundadır. Bu değerlendirme, gereksiz ilaç yükünü ve maliyetli girişimleri önlediği gibi, gözden kaçan tedavi edilebilir bir tabloyu da açığa çıkarabilir.
- Yanlış tanı: Olaylar epileptik nöbet değil, epilepsiyi taklit eden durumlar (psikojen non-epileptik nöbetler, senkop, hareket bozuklukları, uyku ile ilişkili ya da kendini sınırlayan paroksismal olaylar) olabilir. Video-EEG monitörizasyonu ayırıcı tanının anahtarıdır.
- Yanlış ilaç: Nöbet/sendrom tipine uygunsuz ANİ. Sodyum kanal blokerleri (karbamazepin, okskarbazepin, fenitoin ve bazı olgularda lamotrijin) absans, miyoklonik ve jeneralize epilepsilerde nöbetleri kötüleştirebilir; SCN1A ilişkili Dravet sendromunda kaçınılması gereken ilaçlardır.
- Yetersiz doz/süre ve ilaç uyumsuzluğu: Atlanmış dozlar en sık gözden kaçan 'direnç' nedenidir; kan düzeyi ölçümü uyumu ve farmakokinetik yetersizliği değerlendirmede yardımcıdır.
- Yönetilmeyen tetikleyiciler ve tanınmamış etiyoloji: Uyku yoksunluğu gibi tetikleyiciler ya da altta yatan ilerleyici, yapısal veya metabolik bir neden nöbetleri sürdürebilir.
- Sodyum kanal blokerleri jeneralize (absans/miyoklonik) epilepsileri ve SCN1A-Dravet fenotipini alevlendirebilir; 'dirençli' sanılan tablo aslında ilaç kaynaklı olabilir.
- Yeni bir 'direnç' etiketlenmeden önce tanı mutlaka doğrulanmalı (gerekirse video-EEG) ve ilaç uyumu doğrudan sorgulanmalıdır.
Erken Üçüncü Basamak Yönlendirme ve Cerrahi Aday Değerlendirmesi
İki uygun ANİ başarısızlığından sonra sonraki ilaç denemeleriyle nöbetsizliğe ulaşma olasılığı tek haneli yüzdelere geriler. Ardışık ilaç denemeleriyle geçen yıllar, özellikle gelişmekte olan çocuk beyninde nörogelişimsel kayıplara, artmış SUDEP riskine ve psikososyal yüke yol açar. Bu nedenle dirençli epilepside gecikmeden üçüncü basamak bir epilepsi merkezine yönlendirme yapılmalıdır. Bu yönlendirme durumun 'kötüye gittiği' anlamına gelmez; tüm seçeneklerin sistematik biçimde masaya yatırılması için atılan proaktif bir adımdır.
- Zamanlama: İki bilgilendirici ANİ denemesi başarısız olduğunda; cerrahi olarak tedavi edilebilir sendromlarda (mezial temporal skleroz, fokal kortikal displazi, düşük dereceli tümör — DNET/gangliogliom, hemisferik sendromlar, hipotalamik hamartom) daha da erken.
- Ekip: Çocuk nöroloğu, epilepsi cerrahı, nöropsikolog, nöroradyolog ve diyetisyenden oluşan multidisipliner bir değerlendirme.
- Presurjikal inceleme: Uzun süreli video-EEG, yüksek çözünürlüklü epilepsi protokollü MRG; gerektiğinde PET, iktal/interiktal SPECT, MEG ve nöropsikolojik değerlendirme ile epileptojenik odağın lokalizasyonu.
- Amaç: Rezektif/diskonektif cerrahi adaylığının erken belirlenmesi ve cerrahi dışı seçeneklerin (diyet, nöromodülasyon) uygunluğunun eşzamanlı değerlendirilmesi.
- Lezyonel fokal epilepside yıllar süren ilaç denemelerini beklemeyin: seçilmiş adaylarda erken cerrahi hem yüksek nöbetsizlik oranı hem de nörogelişimsel 'yakalama' fırsatı sağlar.
- Üçüncü basamak yönlendirme bir 'son çare' değil, doğru zamanda atılan proaktif bir adımdır; kapsamlı bütünsel değerlendirme, daha önce fark edilmemiş bir çözüm yolunu açığa çıkarabilir.
İlaç Dışı ve İleri Tedavi Seçenekleri
Gerçek ilaç direnci doğrulandığında, günümüzde birbirini tamamlayan çok sayıda tedavi seçeneği mevcuttur. Seçenekler hastanın epilepsi sendromuna, etiyolojisine, odağın lokalize edilebilirliğine ve yaşına göre bireyselleştirilir; bu yöntemler izleyen bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
- Rezektif/diskonektif epilepsi cerrahisi — seçilmiş hastalarda kalıcı nöbetsizlik sağlayabilir (24. Bölüm).
- Ketojenik diyet ve türevleri (modifiye Atkins diyeti, düşük glisemik indeks tedavisi) (23. Bölüm).
- Nöromodülasyon: Vagus siniri uyarımı (VNS), duyarlı nörostimülasyon (RNS) ve derin beyin uyarımı (DBS) (25. Bölüm).
- Yeni antinöbet ilaçlar ve hedefe yönelik tedaviler (kannabidiol, fenfluramin, everolimus) (26. Bölüm).
- Uygun olgularda klinik araştırmalara katılım.
Presizyon Tıbbı ve Genetik-Güdümlü Tedavi
Etiyolojiye özgü tedavi, dirençli epilepside en hızlı ilerleyen alandır. Genetik ve metabolik değerlendirme yalnızca tanısal değil, doğrudan tedavi kararını değiştirebildiği için sıklıkla terapötiktir: 'dirençli' etiketli bazı olgular aslında hedefe yönelik bir tedaviye yanıt verir. Bu nedenle dirençli tabloda, uygun olgularda genetik ve metabolik tarama tedavinin bir parçası olarak düşünülmelidir.
- GLUT1 eksikliği (SLC2A1): Ketojenik diyet, mekanizmaya yönelik spesifik tedavidir.
- Piridoksin-bağımlı epilepsi (ALDH7A1) ve PNPO eksikliği: Piridoksin ya da piridoksal-5-fosfat; genetik sonuç beklenirken erken tedavi denemesi düşünülür.
- Tuberoskleroz kompleksi (TSC): İnfantil spazmda vigabatrin; mTOR yolağına yönelik everolimus.
- SCN1A-Dravet sendromu: Sodyum kanal blokerlerinden kaçınma; valproat, klobazam, stiripentol, fenfluramin ve kannabidiol.
- KCNQ2 ve fonksiyon-kazandıran (gain-of-function) SCN2A/SCN8A varyantları: Sodyum kanal blokerleri (sıklıkla yüksek dozda) yararlı olabilir — mekanizmaya göre yönlendirilmiş seçim.
- Tedavi edilebilir metabolik nedenler (biotinidaz eksikliği, serebral folat eksikliği, kreatin metabolizması bozuklukları) taranmalıdır; antisens oligonükleotid gibi gen temelli tedaviler gelişmektedir.
- Dirençli epilepside genetik/metabolik tarama, tedaviyi kökten değiştirebilecek etiyolojiye özgü seçenekleri açığa çıkarabilir — bu tablolarda doğru tanı koymak, çoğu zaman tedavi etmenin kendisidir.
Rasyonel Politerapi
Uygun monoterapi seçenekleri tükendiğinde, birbirini tamamlayan ilaçlarla rasyonel politerapiye geçilir. Amaç, farklı etki mekanizmalarını birleştirerek etkinliği artırmak ve additif toksisiteyi en aza indirmektir. Politerapi daha yakın izlem gerektirir; çünkü ilaçlar birbirinin etkisini ve kandaki düzeyini değiştirebilir.
- Mekanizma çeşitliliği hedeflenir; örneğin valproat-lamotrijin kombinasyonu farmakodinamik sinerji gösterebilir.
- Birden fazla sodyum kanal blokerinin birlikte kullanımı additif nörotoksisiteyi artırabileceğinden mümkün olduğunca kaçınılır.
- İlaç-ilaç etkileşimleri (enzim indüksiyonu/inhibisyonu) ve terapötik ilaç düzeyi izlemi, özellikle politerapide dikkatle yönetilir.
- Epilepsi dışı bir hastalık için bile olsa, herhangi bir yeni ilaç başlanmadan önce etkileşim açısından çocuk nöroloğuna danışılmalıdır.
- Politerapide ilaç-ilaç etkileşimleri kan düzeyini ve etkinliği/toksisiteyi değiştirebilir; valproat-lamotrijin kombinasyonunda ciddi kutanöz reaksiyon riski nedeniyle lamotrijin belirgin biçimde daha yavaş titre edilmelidir.
This section is compiled automatically from PubMed and published by the physician.
Adolesan ve erişkin ilaca dirençli epilepsi hastalarında ketojenik diyet tedavisi (33 çalışma, 1019 hasta) %42.8 oranında %50'den fazla nöbet azalması sağlamış; generalize DRE'de yanıt oranı (%53.4) fokal DRE'ye (%14.4) göre belirgin şekilde daha yüksek bulunmuş. Diyet tipi (KD, MAD, MCT vb.) etkinlik farkı yaratmamış; genel bırakma oranı %20.95 olup çoğunlukla kısıtlayıcılık/uyum güçlüğüne bağlı. Diyetin genel olarak güvenli ve tolere edilebilir olduğu, özellikle generalize DRE'li erişkin/adolesanlarda adjuvan tedavi seçeneği olarak düşünülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Source: PMID 42214220 ↗62 pediatrik ilaca dirençli epilepsi hastasında yapılan triple-blind RCT'de, probiyotik alan grupta hastaların %64.5'inde nöbet sıklığında azalma görülmüş; bu fark plasebo grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş (P=0.007). Normal nörogörüntüleme sonucu olan hastalarda etki daha belirginmiş ve probiyotik kullanımı yalnızca fenobarbital dozunda anlamlı azalmayla ilişkilendirilmiş. Ancak ASM doz ayarlamaları protokolize edilmediği ve bazı karıştırıcı faktörler tam kontrol edilemediği için nedensellik kesin değil; sonuçlar dikkatli yorumlanmalı ve daha büyük çalışmalarla doğrulanmalı.
Source: PMID 42085751 ↗Dirençli parsiyel başlangıçlı nöbetlerde perampanel dozunu karşılaştıran, 4 RKÇ ve 2187 hastayı içeren ağ meta-analizinde: 12 mg dozunda %50 yanıt oranı ve nöbetsizlik oranı en yüksek olsa da, TEAE, bırakma oranı ve düşük retansiyon oranı da 12 mg'da belirgin şekilde artmış. 8 mg ise etkinlik ile tolerabilite arasında en iyi dengeyi sağlıyor. Kanıt kalitesi yüksek olarak değerlendirilmiş ve dirençli POS'ta ilk seçenek olarak perampanel 8 mg, gerektiğinde ikinci seçenek olarak 12 mg önerilmiş.
Source: PMID 41985208 ↗480 ilaca dirençli epilepsi hastasını kapsayan 25 çalışmalık meta-analizde, DBS sonrası ≥%50 nöbet azalması 3-6 ayda %41.6, ≥1 yılda %63 oranında bildirilmiş. Havuzlanmış SUDEP oranı %1 olarak saptanmış. QOLIE-31 skorlarında 3. ve 6. aylarda klinik olarak anlamlı iyileşme (minimal klinik önemli farkın üzerinde) gözlenirken, ≥1 yıl verileri farklı hasta örneklemlerinden geldiği için daha değişken ve dikkatli yorumlanması gerektiği vurgulanmış. Bulgular DBS'in etkili bir tedavi seçeneği olduğunu destekliyor ancak hasta seçimi ve uzun dönem sonuçların optimize edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Source: PMID 41934805 ↗VNS tedavisine yanıt vermemiş odaksal/multifokal ilaca dirençli epilepsi hastalarında (n=61), ANT-DBS ile BMT karşılaştırılmış; 12. ayda medyan nöbet azalması DBS grubunda -44%, BMT grubunda -6% olmuş ancak gruplar arası fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmamış (p=.09). DBS grubunun %44.5'i, BMT grubunun %27'si ≥%50 nöbet azalması sağlamış; grup-içi analizlerde DBS'in 12. ve 24. aylarda anlamlı nöbet azalması sağladığı gösterilmiş, ciddi DBS'e bağlı yan etki bildirilmemiş. Sonuçlar, VNS'e yanıtsız hastalarda ANT-DBS'in palyatif bir seçenek olarak güvenli ve potansiyel faydalı olabileceğini destekliyor, ancak üstünlük kanıtlanamamış.
Source: PMID 41902639 ↗Fokal ilaca dirençli epilepside cerrahi öncesi ağ lokalizasyonunda kullanılan intrakraniyal EEG (iEEG) konnektivite analizinin, standart klinik değerlendirmeye kıyasla nöbet sonucu tahmininde mütevazı ama anlamlı bir katkı sağladığı gösterildi (birleştirilmiş OR=1.36, %95 GA 1.10-1.69). Katkı, özellikle nöbetsizlik oranı düşük olan temporal lob veya lezyonel epilepsi olgularında daha belirgin bulundu. Ancak hiçbir tekil çalışma tek başına anlamlı sonuç veremedi; yazarlar klinik pratiğe geçiş için daha büyük, çok merkezli ve hasta-düzeyinde veri paylaşımına dayalı çalışmalar öneriyor. Şu an için iEEG konnektivite analizi standart değerlendirmenin yerine değil, tamamlayıcısı olarak değerlendirilebilir.
Source: PMID 41770259 ↗Rasmussen ensefaliti nedeniyle hemisferik cerrahi uygulanan hastalarda (21 çalışma, 158 hasta, IPD meta-analizi), en uzun takipte %77.8 oranında nöbetsizlik sağlanmış. Çok değişkenli analizde daha kısa preoperatif nöbet süresi, uzun dönem nöbetsizliğin bağımsız ve anlamlı prediktörü olarak bulunmuş (HR: 0.54, P=0.044); bu da erken cerrahi müdahalenin sonuçları iyileştirdiğini destekliyor. Preoperatif dil bozukluğu olan hastalarda hem hemisferotomi hem de kısa nöbet süresi daha düşük nüks riskiyle ilişkili bulunmuş. Postoperatif kognitif ve motor sonuçlar hastaların sırasıyla %70.1 ve %85.1'inde stabil veya iyileşmiş; ancak küçük örneklem ve seçim/raporlama yanlılığı nedeniyle bulgular temkinli yorumlanmalı.
Source: PMID 41748938 ↗Sekiz retrospektif karşılaştırmalı çalışmayı (758 hasta) içeren bu meta-analize göre, robot-yardımlı ve çerçeve-bazlı sEEG elektrod yerleştirme arasında derinlik hatası, radyal hata, giriş/hedef nokta hatası açısından anlamlı fark bulunmamış; her iki yöntem de benzer doğruluk ve güvenlik profiline (hemorajik olay, nörolojik defisit, enfeksiyon, teknik komplikasyon oranları) sahip. Robot-yardımlı sEEG'de toplam operasyon süresi (ortalama fark: -32.58 dk) ve elektrod başına operasyon süresi (-6.55 dk) anlamlı derecede daha kısa bulunmuş, ön-implantasyon süresi ve hasta başına elektrod sayısı ise benzer. Bu bulgular, sEEG merkezi seçimi/planlaması yapan hekimler için robotik sistemlerin verimlilik avantajı sağlarken doğruluk ve güvenlikten ödün vermediğini gösteren pratik bir kanıt sunuyor.
Source: PMID 41721878 ↗Pediatrik ilaca dirençli epilepside standart antiepileptik tedaviye (valproik asit, okskarbazepin, levetirasetam) ek olarak 6 ay boyunca Lactobacillus acidophilus probiyotik desteği verilmesi, plaseboya kıyasla nöbet sıklığında anlamlı azalma ve QOLCE-55 ile ölçülen yaşam kalitesinde belirgin iyileşme sağlamıştır. Ayrıca probiyotik grubunda serum HMGB1, NLRP3, homosistein ve IL-1β düzeylerinde anlamlı düşüş gözlenmiş, bu da nöroinflamasyonun azaldığını düşündürmektedir. Bulgular, mikrobiyota hedefli ek tedavilerin dirençli epilepside potansiyel bir adjuvan seçenek olabileceğini işaret etse de, sonuçların doğrulanması için daha büyük çalışmalara ihtiyaç vardır.
Source: PMID 41693686 ↗12 çalışma (150 hasta) içeren bu sistematik derleme ve meta-analizde, ilaca dirençli epilepsi hastalarında ek tedavi olarak rTMS uygulamasının nöbet sıklığında 4. ve 8. haftada istatistiksel olarak anlamlı ama küçük bir azalma sağladığı gösterilmiş; işlem sonrası hemen ölçümde anlamlı fark bulunmamış. Sık görülen yan etkiler baş ağrısı (%14-33) ve işitme sorunları (%9-14) olarak bildirilmiş; bazı çalışmalarda yaşam kalitesi ve depresyonda iyileşme saptanmış. Kanıt kalitesi GRADE'e göre orta, OCEBM'e göre düşük düzeyde olup, yazarlar daha büyük prospektif çok merkezli çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurgulamış; bu nedenle rTMS seçilmiş hastalarda düşünülebilecek ancak kanıt düzeyi sınırlı bir seçenek olarak değerlendirilebilir.
Source: PMID 41627926 ↗İlaca dirençli epilepsili çocuklarda klasik ketojenik diyet (CKD) ile modifiye Atkins diyetini (MAD) karşılaştıran bu meta-analizde, CKD'nin >%50 nöbet azalması sağlamada MAD'a göre istatistiksel olarak anlamlı üstünlüğü bulunmuş (OR=0.55). Ancak tam nöbet kontrolü (%100 azalma) ve >%90 azalma açısından iki diyet arasında anlamlı fark saptanmamış. Lipid yan etkileri ve gastrointestinal semptomlar açısından da anlamlı fark yok; MAD'da kusma ve kabızlık daha az görülme eğiliminde ancak istatistiksel anlamlı değil. Bu bulgu, daha kısıtlayıcı olan CKD'nin özellikle belirgin nöbet azalması hedeflenen vakalarda tercih sebebi olabileceğini destekliyor.
Source: PMID 41616756 ↗Bilateral temporal lob epilepsili (bitemporal) hastalarda VNS, RNS ve DBS'i karşılaştıran bu meta-analizde (20 çalışma, 142 hasta), üç yöntem de nöbet azaltmada etkili bulunmuş ve ortalama nöbet azalma oranları benzer çıkmıştır (VNS %61.7, RNS %67.5, DBS %66.7; p=0.932). Komplikasyon oranları da yöntemler arasında anlamlı farklılık göstermemiştir. Rezeksiyona uygun olmayan bitemporal epilepsi hastalarında tedavi seçiminin etkinlikten çok cerrahi uygunluk, hasta tercihi, komorbidite ve yan etki profiline göre yapılabileceğini destekleyen bir kanıt sunmaktadır.
Source: PMID 41411221 ↗Pediatrik ilaca dirençli epilepside VNS sonrası anlamlı nöbet azalması (>%50) oranı ortalama %55 olarak bulunmuş; jeneralize epilepsilerde (%56) fokal epilepsilere (%46) göre daha iyi yanıt saptanmış. Çok değişkenli analizde nöbet başlangıç yaşının daha ileri olması yanıtla pozitif ilişkili tek anlamlı prediktör olarak bulunmuş. Stimülasyon amplitüdü ise çalışmalar arası heterojenliği en çok açıklayan, değiştirilebilir bir tedavi parametresi olarak öne çıkmış — bu da VNS ayarlarının optimizasyonunun klinik yanıtı etkileyebileceğini düşündürüyor.
Source: PMID 41400737 ↗İlaca dirençli epilepside noninvaziv beyin stimülasyon yöntemlerini (rTMS, tDCS, tACS, LI-FUS, tVNS, TNS) karşılaştıran 63 çalışmalık meta-analizde en güçlü etkinlik kanıtı rTMS ve tDCS için bulundu: nöbet sıklığında sırasıyla ortalama %30.2 ve %46.9 azalma, yanıt oranları (>%50 nöbet azalması) rTMS'de %38, tDCS'de %49 olarak raporlandı. tVNS de %49.2 nöbet azalması ile umut verici bulundu ancak tACS ve LI-FUS için yeterli veri yok. Ciddi yan etki bildirilmemiş olup, kanıt kalitesi genel olarak düşük-orta düzeyde ve çalışmalar arası heterojenlik mevcut; bu nedenle cerrahi dışı ek seçenek olarak değerlendirilebilir ama kesin klinik öneri için daha güçlü kanıta ihtiyaç var.
Source: PMID 41351627 ↗Vasküler nedenli (inme sonrası) ilaca dirençli epilepside cerrahi sonrası nöbetsizlik, ulegyriye kıyasla iskemik/hemorajik inme etiyolojisinde belirgin şekilde daha yüksek bulunmuş (OR=10.21). Epilepsi başlangıcından cerrahiye kadar geçen sürenin uzaması nöbetsizlik olasılığını azaltıyor (OR=0.93), bu da erken cerrahi yönlendirmenin önemine işaret ediyor. Ayrıca ulegyri hastalarında postoperatif komplikasyon riski iskemik/hemorajik inme grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuş. Bu bulgular vasküler etiyolojili dirençli epilepside cerrahi aday seçimi ve zamanlaması konusunda klinik karar vermeye katkı sağlayabilir.
Source: PMID 41289957 ↗Bu site yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İçerikler tanı, tedavi veya reçete yerine geçmez; doktorunuzun bakımının yerini almaz.