BTProf. Dr. Burak TatlıÇocuk Nörolojisi ve Gelişim
Глава 4 · Nörolojik ve Sistemik Yönetim

Epilepsi, EEG ve Yönetim

Prof. Dr. Burak Tatlı
Written and medically reviewed by
Prof. Dr. Burak Tatlı

Specialist in Pediatric Neurology & Developmental Pediatrics

İstanbul University-Cerrahpaşa Faculty of Medicine · Nörogender Association

Last reviewed:

Intended for healthcare professionals

Epilepsi, Rett sendromunun en sık ve yönetimi en zorlayıcı komorbiditelerinden biridir. Yaşam boyu bireylerin büyük bölümünde en az bir nöbet görülür; ancak nöbet sıklığı, tipi ve tedaviye yanıtı kişiden kişiye belirgin biçimde değişir. Klinik yönetimin temel güçlüğü, gerçek epileptik nöbetlerin, Rett'e özgü non-epileptik olaylardan (özellikle solunum düzensizlikleri ve hareket stereotipilerinden) ayırt edilmesidir.

Sıklık ve Yaşla İlişki

Nöbetler tipik olarak yaşamın ilk iki-üç yılında seyrektir ve çoğunlukla regresyon evresinden sonra, yaşla birlikte artar. En yüksek sıklık genellikle plato ve geç motor bozulma evrelerinde görülür. Erişkin dönemde bir bölüm bireyde nöbet sıklığında görece azalma olabilir. Bu yaşa bağlı örüntü, hem tanısal beklentiyi hem de izlem sıklığını belirlemede yol göstericidir; erken bebeklik döneminde belirgin ve dirençli nöbetler, öncelikle CDKL5 gibi alternatif tanıları akla getirmelidir.

Nöbet Tipleri ve EEG Bulguları

Rett sendromunda çeşitli nöbet tipleri görülebilir: fokal nöbetler, jeneralize tonik-klonik nöbetler, atipik absanslar, tonik ve miyoklonik nöbetler bunların başlıcalarıdır. Tek bir bireyde zamanla farklı nöbet tipleri ortaya çıkabilir; bu nedenle nöbet semiyolojisinin dönemsel olarak yeniden değerlendirilmesi önerilir.

EEG bulguları yaşla birlikte belirginleşir. Zemin aktivitesinde yavaşlama, fokal (özellikle santrotemporal) ya da çok odaklı epileptiform deşarjlar ve uykuda epileptiform aktivitenin belirgin biçimde artması sık görülen bulgulardır; normal uyku örüntüsü de bozulabilir. Önemli bir nokta, EEG anormalliklerinin klinik nöbeti olmayan bireylerde bile yaygın olabilmesidir. Bu nedenle EEG bulguları klinik tabloyla birlikte yorumlanmalı ve tek başına epileptiform bir deşarj, klinik nöbet kanıtı olmaksızın tedavi başlatma gerekçesi olarak kullanılmamalıdır.

Epileptik ve Non-epileptik Olayların Ayrımı

Rett sendromunda solunum düzensizlikleri (nefes tutma, hiperventilasyon), dalıp gitme (vacant spell) atakları, el stereotipileri, distonik duruşlar ve otonomik dalgalanmalar epileptik nöbetleri taklit edebilir. Bu olayların yanlışlıkla nöbet kabul edilmesi, gereksiz ve giderek artan antiepileptik ilaç yüküne yol açar. Tanısal belirsizlikte, olayların video ile eş zamanlı EEG kaydı (video-EEG monitörizasyonu) altında belgelenmesi, epileptik ve non-epileptik olayları ayırmada en değerli yöntemdir.

Klinik İnci

Her yineleyen ya da olağan dışı olay nöbet olarak değerlendirilmemelidir. Antiepileptik tedaviyi yoğunlaştırmadan önce, özellikle solunum ve hareket kaynaklı non-epileptik olaylar dışlanmalı; kuşkulu durumlarda video-EEG ile olayın epileptik doğası doğrulanmalıdır. Bu yaklaşım hem gereksiz ilaç yükünü hem de yan etki riskini azaltır.

Tedavi İlkeleri

Antiepileptik ilaç seçimi; nöbet tipine, yan etki profiline ve bireyin eşlik eden sorunlarına göre bireyselleştirilmelidir; ilke olarak geniş spektrumlu ajanlar ve nöbet tipine uygun seçimler tercih edilir. Rett'te kardiyak repolarizasyon bozukluğu (uzun QT) ve otonomik disfonksiyon riski göz önüne alındığında; QT aralığını uzatabilecek ilaçlardan kaçınmak ya da bunları yakın izlemle kullanmak, davranış/uyanıklık ve solunum üzerine olumsuz etkileri değerlendirmek önemlidir. İlaç dozları ve şemaları, güncel kılavuzlar ve bireysel klinik değerlendirme çerçevesinde belirlenmelidir; burada belirtilenler ilke düzeyindedir ve kesin reçete yerine geçmez.

Dirençli epilepsi Rett sendromunda seyrek değildir. Birden fazla uygun ilaca yeterli yanıt alınamayan olgularda; tedavinin bir epilepsi uzmanıyla birlikte gözden geçirilmesi, ketojenik diyet ve nörostimülasyon (örneğin vagus siniri uyarımı) gibi ilaç dışı seçeneklerin uygun adaylarda değerlendirilmesi ve gerçekçi tedavi hedeflerinin (nöbet yükünü ve yaşam kalitesini iyileştirmek; tam nöbetsizlik her zaman ulaşılabilir olmayabilir) aileyle paylaşılması önerilir. «İlaca dirençli» görünen tabloların bir bölümü, aslında gözden kaçan non-epileptik olaylarla açıklanabilir.

İzlem Önerisi
  • Tanı sırasında ve klinik değişimlerde EEG ile değerlendirme; epileptiform bulguların klinikle birlikte yorumlanması.
  • Otonomik ve kardiyak risk nedeniyle, özellikle QT'yi etkileyebilecek ilaç başlanmadan önce EKG/QT değerlendirmesi.
  • Antiepileptik yükünü artırmadan önce non-epileptik olayların (solunum, stereotipi, distoni) gözden geçirilmesi; kuşkuda video-EEG.
  • Dirençli olgularda multidisipliner değerlendirme ve ilaç dışı seçeneklerin uygun adaylarda ele alınması.

Bu site yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İçerikler tanı, tedavi veya reçete yerine geçmez; doktorunuzun bakımının yerini almaz.