BTProf. Dr. Burak TatlıÇocuk Nörolojisi ve Gelişim
Тарау 7 · Yapısal ve Uyku

Kraniyoservikal Bileşke ve Atlantoaksiyal İnstabilite

Prof. Dr. Burak Tatlı
Written and medically reviewed by
Prof. Dr. Burak Tatlı

Specialist in Pediatric Neurology & Developmental Pediatrics

İstanbul University-Cerrahpaşa Faculty of Medicine · Nörogender Association

Last reviewed:

Intended for healthcare professionals

Down sendromunda kraniyoservikal bileşke, birleşik ligamentöz laksite ve üst servikal kemik gelişim anomalileri nedeniyle klinik izlemin kritik bir odağıdır. Atlantoaksiyal (C1-C2) ve daha seyrek olarak atlanto-oksipital (oksiput-C1) düzeyde instabilite gelişebilir; ancak buradaki temel klinik ayrım radyografik instabilite ile semptomatik instabilite/miyelopati arasındadır. Radyografik gevşeklik göreceli olarak sık görülürken, kord basısına ilerleyen semptomatik tablo nadirdir ve bu uçurum klinik yaklaşımın çerçevesini belirler. Bu bölüm; güncel tartışmalı tarama yaklaşımını, miyelopati kırmızı bayraklarını, ne zaman görüntüleme ve cerrahi konsültasyon gerektiğini ve perioperatif/spor danışmanlığını hekim perspektifinden ele alır. İçerik bir klinik taslaktır ve olgu bazında hekim değerlendirmesi gerektirir.

Patofizyoloji: ligamentöz laksite ve kemik anomalileri

İnstabilitenin altında iki mekanizma birlikte yatar. Birincisi, Trizomi 21'e eşlik eden yaygın bağ dokusu gevşekliğidir; transvers atlantal ligamanın laksitesi atlasın (C1) dens üzerinde öne kaymasına izin verir. İkincisi, odontoid ve üst servikal segmentin kemik gelişim anomalileridir. Bu iki bileşen bir arada bulunduğunda hem C1-C2 hem de oksipito-servikal düzeyde artmış hareketlilik ortaya çıkar; oksipito-atlantal instabilite bazen atlantoaksiyal instabiliteye eşlik ederek veya ondan bağımsız olarak görülebilir ve gözden kaçabilir.

  • Transvers atlantal ligaman laksitesi (başlıca yumuşak doku katkısı; densin öne kaymasına izin verir)
  • Odontoid anomalileri: os odontoideum, dens hipoplazisi, ossiculum terminale persistansı
  • Genel hipotoni ve bağ dokusu gevşekliğinin eklem hareket açıklığını artırması
  • Oksipito-atlantal (C0-C1) düzeyde eşlik edebilen instabilite olasılığı

Radyografik instabilite sık, semptomatik instabilite nadir

Lateral servikal grafide saptanan radyografik atlantoaksiyal instabilite, Down sendromlu bireylerin literatürde yaklaşık onda biri ile beşte biri arasında bildirilen bir oranında görülür. Buna karşılık nörolojik bulgu veren semptomatik instabilite çok daha seyrektir; yaygın kabul gören aralık yaklaşık yüzde bir-iki düzeyindedir. Radyografik olarak «gevşek» bulunan çocukların büyük çoğunluğu yaşam boyu asemptomatik kalır. Bu tablo, klinik kararın yalnızca statik ölçüme değil, semptom ve nörolojik muayeneye dayanması gerektiğinin temel gerekçesidir.

Tanı Ölçütü
  • Atlanto-dental aralık (ADI): atlasın ön arkının arka kenarı ile densin ön yüzü arası ölçülür; çocukta üst normal sınır yaklaşık 4-5 mm kabul edilir ve bunun üzeri radyografik instabilite lehine yorumlanır.
  • Korda ayrılan alan (SAC / posterior aralık): densin arka yüzü ile C1 arka arkı arası; kord için kalan alanı yansıttığından nörolojik risk açısından ADI'den daha anlamlı bir göstergedir, daralması daha uyarıcıdır.
  • Ölçümler fleksiyon-ekstansiyonda değişebilir; tek bir grafi anlık durumu yansıtır ve gözlemciler arası tutarlılığı sınırlıdır.

Rutin lateral servikal grafi taramasının tartışmalı değeri

Geçmişte asemptomatik çocuklarda ve özellikle spor katılımı öncesinde rutin lateral servikal grafi taraması yaygın olarak uygulanırdı. Güncel uzman uzlaşıları ve sağlık izlem kılavuzları ise asemptomatik çocukta rutin radyografik taramayı artık önermemekte; bunun yerine her sağlıklı çocuk izleminde dikkatli öykü ve nörolojik muayeneye dayalı semptom-temelli izlemi öne çıkarmaktadır. Tartışmanın merkezinde, tek bir statik grafinin ileride kimin semptomatik instabilite geliştireceğini öngörmedeki zayıflığı yatar; radyografik bulgular zamanla değişebilir, ölçüm tekrarlanabilirliği düşüktür ve normal bir grafi koruyucu güvence sağlamaz.

Kanıt
  • Radyografik atlantoaksiyal instabilite ile ilerideki semptomatik miyelopati arasındaki ilişki zayıftır; tarama grafisinin öngörü değeri sınırlıdır.
  • ADI ölçümünün gözlemciler arası ve fleksiyon-ekstansiyon pozisyonları arası değişkenliği, tek grafiye dayalı kararları güvenilmez kılar.
  • Normal bir tarama grafisi gelecekteki instabiliteyi dışlamaz; bu nedenle klinik gözetim grafiden bağımsız olarak sürdürülmelidir.

Miyelopatinin kırmızı bayrakları

Semptomatik instabiliteyi erken yakalamanın anahtarı, klinik olarak servikal miyelopatiye işaret eden bulguların düzenli sorgulanması ve muayenededir. Aşağıdaki bulguların yeni ortaya çıkışı veya kötüleşmesi, aksi ispat edilene kadar kraniyoservikal patoloji lehine değerlendirilmelidir.

  • Boyun ağrısı, yeni gelişen tortikollis veya anormal baş/boyun duruşu
  • Yürüyüşün bozulması, önceden kazanılmış yürüme becerisinde gerileme, dengesizlik
  • İnce motor becerilerde kayıp, elde beceriksizlik, kavramada zayıflık
  • Üst motor nöron bulguları: hiperrefleksi, klonus, ekstansör plantar yanıt (Babinski), spastisite
  • Sfinkter değişiklikleri: yeni idrar/gaita inkontinansı veya kontrolde kayıp
  • Ekstremitelerde yeni güçsüzlük, kolay yorulma, aktivite toleransında düşüş
Dikkat
  • Yukarıdaki bulgulardan herhangi biri, özellikle akut boyun ağrısı-tortikollis veya hızlı nörolojik gerileme, semptomatik instabilite açısından acil değerlendirme gerektirir; boyun hareketi kısıtlanmalı ve ivedi görüntüleme/konsültasyon planlanmalıdır.
  • Down sendromlu çocukta yeni tortikollis, aksi ispat edilene kadar basit kas spazmı değil kraniyoservikal patoloji olarak ele alınmalıdır.
  • Bu içerik bir klinik taslaktır; akut nörolojik bozulmada tanı ve yönetim kararı hekimin doğrudan değerlendirmesine bağlıdır.

Görüntüleme, cerrahi konsültasyon ve perioperatif/spor danışmanlığı

Miyelopati düşündüren bulgularda öncelikli inceleme, kordu ve yumuşak dokuyu doğrudan gösteren manyetik rezonans görüntülemedir; nötral ve uygun olduğunda dinamik değerlendirmeyle kord basısı ve sinyal değişikliği araştırılır. Düz grafiler kemik hizalanması ile ADI/SAC hakkında bilgi verse de kord tutulumunu doğrudan ortaya koyan MR'dır. Nörolojik bulgu, ilerleyici instabilite veya belirgin kord riski varlığında pediatrik nöroşirurji/omurga konsültasyonu gerekir; cerrahi stabilizasyon semptomatik ve/veya belirgin kord riski taşıyan olgulara ayrılır, izole radyografik gevşeklik tek başına cerrahi endikasyon oluşturmaz. Klinik uygulamada asıl korunma noktası ise perioperatif dönem ve yüksek riskli aktivitelerdir: genel anestezi, entübasyon, ileri havayolu girişimleri ve sedasyon sırasında boynun aşırı fleksiyon-ekstansiyonundan kaçınmak ve boyun eksenini koruyucu stabilizasyon uygulamak esastır. Adenotonsillektomi gibi sık uygulanan girişimlerde bu risk gözden kaçmamalıdır.

  • Perioperatif: entübasyon, pozisyonlama ve sedasyonda aşırı boyun fleksiyon-ekstansiyonundan kaçının; nötral eksen ve manuel in-line stabilizasyon uygulayın.
  • Anestezi ekibini Down sendromu ve olası kraniyoservikal instabilite açısından elektif girişim öncesinde bilgilendirin (semptom sorgusu ve nörolojik muayene ile).
  • Yüksek riskli sporlar: trambolin, dalış/takla, jimnastik ve boyna aksiyel/fleksiyon yükü bindiren temas sporları hakkında aileyi bilgilendirin.
  • Semptomatik veya nörolojik bulgusu olan çocukta yüksek riskli aktiviteleri kısıtlayın ve katılım öncesi değerlendirme planlayın.
İzlem Önerisi
  • Her sağlıklı çocuk izleminde kısa bir kraniyoservikal öykü (boyun ağrısı, tortikollis, yürüyüş ve el becerisi değişikliği, sfinkter) ve hedefli nörolojik muayene (yürüyüş, derin tendon refleksleri, klonus, plantar yanıt) yapın.
  • Aileye miyelopati kırmızı bayraklarını öğretin ve bu bulgularda gecikmeden başvurmalarını sağlayın; asemptomatik çocukta rutin tarama grafisi yerine klinik gözetimi sürdürün.
  • Genel anestezi, ileri havayolu girişimi veya yüksek riskli spor öncesinde kraniyoservikal durumu yeniden değerlendirin; semptomatik olguları MR ile görüntüleyin ve konsülte edin.

Bu site yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İçerikler tanı, tedavi veya reçete yerine geçmez; doktorunuzun bakımının yerini almaz.