🚧 Bu site test (deneme) aşamasındadır — içerik ve özellikler geliştirilmektedir.
BTProf. Dr. Burak TatlıÇocuk Nörolojisi ve Gelişim
10. Bölüm · Gelişimi İzlemek ve Erken Fark Etmek

Çocuk Resimleri Ne Anlatır?

Çocuğunuz eline kalemi aldığında ve kâğıda ilk izlerini bıraktığında, aslında henüz kelimelerle anlatamadığı bir dünyayı size gösteriyor demektir. Resim, çocuk için erken bir konuşma biçimidir; sözcükler yetişmediğinde ya da yetmediğinde devreye giren bir anlatım yoludur. Üstelik bir çizim tek bir şeyi değil, birçok şeyi aynı anda ele verir: kalemi tutan küçük parmakların ve el ile gözün birlikte çalışmasının olgunlaşmasını, dikkat ve planlama gibi zihinsel becerileri ve nihayet çocuğun duygularını, sevinçlerini, korkularını. Bu yüzden çocuğunuzun resmine bakarken, onu tek bir açıdan okumaya çalışmayın; o küçük kâğıt, çok katmanlı ve zengin bir hikâyedir. Bu bölümde çizimin nasıl geliştiğini, resimden nelerin anlaşılabileceğini ve en önemlisi nelerin abartıya kaçmadan okunması gerektiğini birlikte göreceğiz.

Çizim bir yaş göstergesidir

Çocuğun çizim becerisi yaşla birlikte oldukça tahmin edilebilir bir yol izler ve bu yol yalnızca elinin değil, zihninin ve duygularının da olgunlaştığını gösterir. Bu yüzden bir resmin "eksik" mi yoksa "olgun" mu olduğuna ancak çocuğun yaşını bildiğimizde karar verebiliriz. Aşağıdaki dönemleri katı sınırlar gibi değil, çocuğunuzun resmine daha bilinçli bakmanızı sağlayacak bir harita gibi düşünün.

Karalama dönemi iki ile dört yaş arası

Bu, çocuğunuzun kalemle tanıştığı ve iz bırakmanın keyfini yaşadığı ilk dönemdir. Başlangıçta çizgiler rastgele ve kontrolsüzdür; zamanla bir ritim, tekrar ve yön kazanır. Bu yaşlarda resim henüz belli bir fikre bağlı değildir; daha çok bir oyun ve elini alıştırma çabasıdır. Çocuğunuzun karalamalarına isim vermeye başlaması, örneğin "Bu annem", "Bu araba" demesi çok önemli bir dönüm noktasıdır; artık bir şeyin yerine başka bir şeyi koyabildiğini, yani sembolik düşünmeye başladığını gösterir. Bu yaşlarda baş ve ondan çıkan kollarla bacaklardan oluşan, gövdesiz ilkel insan çizimleri de çok tipiktir; bunlara sevimli bir adla "iribaş" ya da "kafadan bacaklı" figürler denir. Bu dönemde en güzel yapabileceğiniz şey, çocuğunuzun izlerini küçümsemeden ve ona ne çizeceğini söylemeden çizmesine alan tanımaktır.

Şekil öncesi dönem dört ile yedi yaş arası

Çocuk artık yalnızca karalamaz; anlatmak istediği şeyler vardır. İnsanlar, evler, ağaçlar ve hayvanlar çizmeye başlar. Resimler hâlâ gerçeğe uzak ve orantısız olabilir, ama içerdikleri şekiller artık anlamlıdır. Beş yaş dolayında insan figüründe baş ile baştan çıkan kol ve bacaklar bulunur; kimi organlar orantısız büyük olabilir ve eller çoğu kez parmaksızdır. Altı yaşa doğru kalem kontrolü gelişir; boyun, parmaklar, kulaklar gibi ayrıntılar eklenir. Çocuk çizdiği figürleri isimlendirir ve onlara hikâyeler uydurur. Bu dönemde renk seçimi çoğu zaman nesnenin gerçek renginden çok o anki duyguya göre yapılır; mor bir güneş ya da yeşil bir köpek sizi şaşırtmasın. Önem verdiği şeyi büyük çizmek de çok yaygındır; örneğin kendisini herkesten büyük resmedebilir.

Şematik dönem yedi ile dokuz yaş arası

Bu yaşlarda resimler daha planlı ve düzenli olur; insan figürü artık tamdır. Gökyüzü, üzerinde durulan yer çizgisi, ağaçlar ve evler bir bütün içinde yerini bulur ve resim çoğu zaman bir hikâyeye dönüşür. Ağaç, salıncak, ev gibi ögeler yalnızca süs değildir; ait olma, korunma gibi duyguların da ifadesi olabilir. Çocuk kendini resmin ortasına yerleştiriyorsa kendini merkezde hissediyor olabilir; ama bunu bir kural gibi değil, yalnızca bir olasılık gibi okuyun.

Gerçekçilik dönemi dokuz ile on iki yaş arası

Çocuğun dünyayı daha ayrıntılı ve gerçeğe yakın çizdiği dönemdir. Derinlik, oran, gölge ve ince ayrıntılar görünmeye başlar; artık yalnızca ne çizdiği değil, nasıl çizdiği de önem kazanır. Gerçekçi ögelerin yanında hayale de yer olabilir; gerçekçi bir evin yanında bir süper kahraman belirebilir. Bu dönemde derinliğin ve perspektifin görünmesi, mekânı algılama ve mantık yürütme becerilerinin sağlıklı geliştiğine dair güzel bir işarettir.

Resim aynı zamanda bir duygu penceresidir

Resim sadece elin ve zihnin olgunlaştığını göstermez; çocuğun iç dünyasına açılan bir pencere de olabilir. Bir çizimi okurken çocuğun ne çizdiği kadar, onu nasıl ve nereye çizdiği de anlam taşıyabilir. Bir figürü büyük çizmek önem verdiğini, kâğıda hafifçe ve silik bastırmak bir çekingenliği, koyu ve sert bastırmak ise içindeki bir gerginliği düşündürebilir. Sık sık silip yeniden çizmek, hata yapmaktan çekinen ya da bir konuda kararsız kalan bir çocuğu akla getirebilir. Ama lütfen dikkat: bunların hepsi yalnızca birer ihtimaldir, kesin bir yargı değil. Aynı çocuk yorgun olduğu için de, o an canı sıkkın olduğu için de, ya da sadece o rengi sevdiği için de öyle çizmiş olabilir.

Tek bir resimden tanı çıkmaz

Bu bölümün en önemli cümlesi budur. Hiçbir resim tek başına bir tanı aracı değildir. Çocuğunuzun bir resmindeki tek bir ayrıntıdan, örneğin bir figürün küçük çizilmesinden ya da belli bir rengin çokça kullanılmasından yola çıkıp kesin bir sonuca varmak yanlıştır. Bir resim ancak çocuğun yaşı, gelişim öyküsü, içinde bulunduğu koşullar ve onu tanıyan kişilerin gözlemleriyle birlikte anlam kazanır. Bir çizim, dikkatimizi çeken küçük bir işaret olabilir; ama asıl değeri, o işareti çocuğun bütün hikâyesiyle birlikte okuduğumuzda ortaya çıkar. Uzmanların gözünde bile resim, bir tanı koymak için değil, çocukla empati kurmak, onun dünyasına bir kapı aralamak için kullanılan tamamlayıcı bir araçtır.

İnternetteki renk yorumlarına güvenmeyin

Bugün internette "şu renk şu duyguyu anlatır" ya da "şöyle çizen çocuk şudur" gibi basit ve iddialı yorumlara çok sık rastlarsınız. Bu tür kestirme okumalara güvenmeyin. Bir rengin ya da bir çizginin anlamı kültüre, çocuğun kişiliğine ve o günkü ruh hâline göre büyük ölçüde değişir. Örneğin koyu renkleri çokça kullanan bir çocuk, sevdiği bir çizgi filmden ya da bir oyundan etkilendiği için de öyle seçmiş olabilir. Bağlamı görmeden yapılan yorumlar sizi yanıltır ve gereksiz yere kaygılandırır. Çocuğunuzun resmini bir bulmaca gibi çözmeye çalışmak yerine, onunla bir sohbet başlatmanın vesilesi olarak görün.

Peki evde ne yapabilirsiniz

Çocuğunuzun çizmesini desteklemek için pahalı malzemelere ya da özel bir yeteneğe gerek yok. Birkaç basit tutum çok işe yarar.

  • Çizmesi için ona zaman, alan ve serbest malzeme tanıyın; ne çizeceğini siz söylemeyin.
  • Resmini beğenirken "Ne güzel olmuş" demekle yetinmeyin; "Bana resmini anlatır mısın?" diye sorun.
  • Yargılamadan, yönlendirmeden dinleyin; çünkü neyi neden çizdiğini en iyi çocuğun kendisi bilir.
  • Resmi düzeltmeye ya da "doğrusu böyle" demeye çalışmayın; amaç mükemmel bir resim değil, kendini ifade etmesidir.
  • Çizerken kâğıdı çevirmesine ya da farklı tutmasına takılmayın; bu küçük bir bağımsızlık işareti olabilir, zorlamayın.

"Bu kişinin adı ne?", "Sence en çok ne yapmaktan hoşlanır?", "Bu evde kimler yaşıyor?" gibi açık uçlu ve yargısız sorular, çocuğunuzun doğrudan anlatmakta zorlanabileceği duyguları rahatça paylaşmasını kolaylaştırır. Bu sohbetler, hem onu daha iyi tanımanızı sağlar hem de aranızdaki güveni güçlendirir.

Aklınızda kalsın
  • Çizim, çocuğunuzun hem el becerisinin ve zihninin, hem de duygularının bir aynasıdır.
  • Çizimin gelişimi bir yol izler: karalamadan başlar, iribaş insana, oradan ayrıntılı figürlere ve gerçekçi resimlere uzanır; bir resim ancak çocuğun yaşıyla birlikte anlam kazanır.
  • Tek bir resimden ya da tek bir ayrıntıdan tanı çıkmaz; resim yalnızca çocuğun bütün hikâyesiyle birlikte okunduğunda değerlidir.
  • İnternetteki "şu renk şu demektir" türünden basit yorumlara güvenmeyin; anlam bağlama göre değişir.
  • En değerlisi, resmi çözmeye çalışmak değil, "Bana anlatır mısın?" diyerek çocuğunuzla bağ kurmaktır.

Bu site yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İçerikler tanı, tedavi veya reçete yerine geçmez; doktorunuzun bakımının yerini almaz.