BTProf. Dr. Burak TatlıÇocuk Nörolojisi ve Gelişim
Chapter 4 · Epilepsi

DS'de Epilepsi: Epidemiyoloji ve Bimodal Dağılım

Prof. Dr. Burak Tatlı
Written and medically reviewed by
Prof. Dr. Burak Tatlı

Specialist in Pediatric Neurology & Developmental Pediatrics

İstanbul University-Cerrahpaşa Faculty of Medicine · Nörogender Association

Last reviewed:

Intended for healthcare professionals

Down sendromunda (Trizomi 21) epilepsi, genel topluma kıyasla belirgin biçimde artmış sıklıkta görülen ve klinik seyri yaşa güçlü biçimde bağımlı önemli bir nörolojik komorbiditedir. En ayırt edici özelliği, nöbetlerin yaşam boyunca tek bir dönemde değil iki farklı yaş penceresinde yoğunlaşmasıdır; bu bimodal dağılım hem tanısal hem prognostik açıdan yol göstericidir. Birinci tepe süt çocukluğu döneminde infantil spazm baskınlığıyla, ikinci ve daha büyük tepe ise erişkin/ileri yaşta Alzheimer tipi nörodejenerasyonla ilişkili geç başlangıçlı miyoklonik epilepsiyle kendini gösterir. Klinisyen için bu örüntüyü tanımak, yaşa uygun nöbet tipini öngörmeyi, doğru sınıflamayı ve nöbet eşiğini düşüren komorbiditeleri sistematik biçimde gözden geçirmeyi kolaylaştırır.

Epidemiyoloji ve Yaşam Boyu Risk

Down sendromlu bireylerde epilepsi, altta yatan yapısal-fonksiyonel beyin farklılıkları (kortikal dizilim değişiklikleri, sinaptik dansite ve dendritik yapı farkları, inhibitör/eksitatör dengedeki bozulma) zemininde ortaya çıkar. Yaşam boyu epilepsi sıklığı literatürde yaklaşık yüzde 8-13 aralığında bildirilir ve bu oran ilerleyen yaşla belirgin biçimde artar; ileri yetişkinlik döneminde Alzheimer tipi nörodejenerasyona bağlı olarak sıklığın daha da yükseldiği rapor edilmektedir. Genel toplumda yaşam boyu epilepsi riski yaklaşık yüzde 1 dolayında olduğundan, Down sendromu klinik olarak anlamlı bir risk artışı taşır ve rutin izlemde nöbet açısından farkındalık gerektirir.

Kanıt
  • Yaşam boyu epilepsi sıklığı literatürde yaklaşık yüzde 8-13 aralığında bildirilir; genel toplumdaki yaklaşık yüzde 1'lik riske kıyasla belirgin yüksektir.
  • Sıklık yaşla artar; ileri yetişkinlikte Alzheimer ilişkili geç başlangıçlı epilepsi nedeniyle oranların daha yüksek olduğu bildirilmektedir.
  • Bu sayılar kohort, yaş dağılımı ve tanı ölçütlerine göre değişkendir; kesin bir oran yerine aralık olarak yorumlanmalıdır.

Karakteristik Bimodal Yaş Dağılımı

Down sendromunda epilepsinin en tanınabilir epidemiyolojik imzası, başlangıç yaşının bimodal (iki tepeli) dağılım göstermesidir. Birinci tepe genellikle yaşamın ilk yılında, süt çocukluğu döneminde yer alır ve bu dönemde infantil spazm (West sendromu tablosu) baskın nöbet tipidir. İkinci ve genellikle daha büyük tepe ise erişkin ve ileri yaşta, sıklıkla dördüncü on yıldan sonra ortaya çıkar; bu dönemdeki nöbetler Alzheimer tipi nörodejeneratif süreçle güçlü biçimde ilişkilidir. Bu iki tepe arasındaki çocukluk ve genç erişkinlik döneminde nöbet başlangıcı görece daha seyrektir. Bimodal örüntünün tanınması, hastanın içinde bulunduğu yaş penceresine göre beklenen nöbet tipini ve altta yatan mekanizmayı öngörmeye olanak tanır.

Klinik İnci
  • Down sendromlu bir hastada nöbet başlangıç yaşı, olası nöbet tipi ve etiyolojik mekanizma için güçlü bir ipucudur: süt çocukluğunda infantil spazm, ileri yaşta Alzheimer ilişkili miyoklonik epilepsi öncelikli düşünülmelidir.
  • İleri yaşta yeni başlayan nöbet, izole bir bulgu olarak değil olası bilişsel gerileme bağlamında değerlendirilmelidir.

Birinci Tepe — Süt Çocukluğu ve İnfantil Spazm

Birinci tepede baskın tablo infantil spazmdır; Down sendromu, semptomatik infantil spazmların yaygın nedenlerinden biri olarak literatürde öne çıkar. Spazmlar tipik olarak yaşamın ilk yılında, sıklıkla dördüncü ile onikinci aylar arasında başlar; kümeler halinde fleksiyon/ekstansiyon spazmları ve gelişimsel duraklama/gerileme ile seyredebilir, EEG'de hipsaritmi veya modifiye hipsaritmi görülebilir. Down sendromuna bağlı infantil spazmların, diğer bazı semptomatik West sendromu etiyolojilerine kıyasla tedaviye görece daha iyi yanıt verdiği ve nörogelişimsel prognozun görece daha olumlu olabildiği bildirilir. Bu nedenle erken tanı ve zamanında tedavi başlanması (uzman uzlaşılarının önerdiği hormonal tedaviler ve vigabatrin sınıfı ajanlar çerçevesinde, doz ve seçim çocuk nöroloğunca belirlenir) klinik olarak kritik önemdedir. Spazmın atlanmaması için ailelere kısa süreli, tekrarlayan kümelenen hareketlerin bildirilmesi öğretilmelidir.

İkinci Tepe — Erişkin/İleri Yaşta Geç Başlangıçlı Miyoklonik Epilepsi

İkinci ve daha büyük tepe, erişkin ve ileri yaşta, çoğunlukla dördüncü on yıldan sonra ortaya çıkan geç başlangıçlı miyoklonik epilepsidir. Bu tablo, Down sendromlu bireylerde erken yaşta gelişen Alzheimer tipi nöropatoloji ile ilişkilendirilir; 21. kromozomda yer alan amiloid öncül protein geninin fazladan bir kopyasının bulunması, erken amiloid birikimi ve nörodejenerasyon için mekanistik bir zemin oluşturur. Klinik olarak sabah uyanma dönemlerinde belirginleşen miyoklonik sıçramalar tipiktir; zamanla jeneralize tonik-klonik nöbetler eklenebilir ve tablo genellikle ilerleyici bilişsel gerileme ile eş zamanlı ya da onu izleyerek gelişir. EEG'de yavaşlamış zemin aktivitesi ve jeneralize epileptiform boşalımlar görülebilir. Bu nöbet tipinin tanınması, yalnızca epilepsi yönetimi için değil eşlik eden demans sürecinin değerlendirilmesi açısından da önemlidir.

Dikkat
  • Down sendromlu erişkinde yeni başlayan miyoklonik nöbetler, altta yatan Alzheimer tipi nörodejenerasyonun erken bir göstergesi olabilir; nöbet, bilişsel ve işlevsel gerileme açısından kapsamlı değerlendirmeyi tetiklemelidir.
  • Yeni nöbet daima birincil epilepsiye bağlanmamalı; hipotiroidi, uyku apnesi, enfeksiyon, elektrolit bozukluğu ve ilaç etkileri gibi geri döndürülebilir nedenler dışlanmalıdır.
  • Bu bölüm bir taslaktır ve tanısal-tedavi kararları için klinisyen değerlendirmesi ile güncel kılavuzların onayı gereklidir.

Nöbet Tiplerinin Yaşa Göre Değişimi ve Sınıflama

Down sendromunda nöbet fenotipi yaşla birlikte kayar; bu nedenle sınıflama, güncel uluslararası çerçeveye (başlangıcın odak, jeneralize veya bilinmeyen olarak tanımlanması) uygun biçimde ve hastanın yaş penceresi göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Aşağıdaki örüntü klinik yönelim içindir; bireysel hastalarda örtüşmeler ve istisnalar olabilir.

  • Süt çocukluğu: infantil spazm (baskın), tonik ve odak başlangıçlı nöbetler; EEG'de hipsaritmi eşlik edebilir.
  • Erken-orta çocukluk: odak başlangıçlı (bilinç etkilenmeli veya etkilenmesiz) nöbetler ve jeneralize tonik-klonik nöbetler öne çıkar; febril nöbetlere de eğilim bildirilir.
  • Adölesan ve genç erişkinlik: görece sessiz dönem; seyrek odak veya jeneralize tonik-klonik nöbetler görülebilir.
  • İleri yetişkinlik (yaklaşık dördüncü on yıl ve sonrası): geç başlangıçlı miyoklonik epilepsi (LOMEDS) baskındır; miyokloni ve jeneralize tonik-klonik nöbetler bilişsel gerileme ile birlikte seyreder.

Komorbiditelerin Nöbet Eşiğine Etkisi

Down sendromlu hastalarda nöbet kontrolü, epilepsiye özgü tedavinin ötesinde eşlik eden sistemik komorbiditelerin sıkı yönetimiyle bütünlük kazanır. Bu popülasyonda sık görülen obstrüktif uyku apnesi (aralıklı hipoksemi ve uyku fragmantasyonu yoluyla), doğuştan kalp hastalığına bağlı hipoksemi, tiroid işlev bozuklukları, elektrolit dengesizlikleri ve enfeksiyonlar nöbet eşiğini düşürerek kontrolü güçleştirebilir. Nöbet sıklığında açıklanamayan artış olduğunda, doğrudan antiepileptik doz artışına gitmeden önce bu geri döndürülebilir katkı sağlayıcılar aranmalıdır. Böylece hem gereksiz ilaç yükü önlenir hem de altta yatan tedavi edilebilir sorunlar (örneğin uyku apnesi veya hipotiroidi) gözden kaçmaz.

İzlem Önerisi
  • Kontrolü bozulan veya yeni nöbet gelişen hastada obstrüktif uyku apnesi, tiroid işlevleri, elektrolitler ve kardiyak/oksijenizasyon durumu sistematik olarak değerlendirilmelidir.
  • Uyku apnesinin tanınması ve tedavisi, hem nöbet eşiği hem bilişsel-davranışsal işlevler açısından çift yönlü kazanç sağlayabilir.
  • Nöbet sıklığında artış, ilaç dozunu yükseltmeden önce geri döndürülebilir komorbiditeler yönünden bir tarama fırsatı olarak değerlendirilmelidir.

Bu site yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İçerikler tanı, tedavi veya reçete yerine geçmez; doktorunuzun bakımının yerini almaz.